Ankara’da haftalardır süren su kesintileri, siyaset ile kamu kurumları arasında karşılıklı suçlamalara dönüştü. Büyükşehir Belediyesi’nin eski belediye başkanı Melih Gökçek hakkında “3. hat” iddiaları nedeniyle suç duyurusunda bulunacağını açıklaması, tartışmayı yeni bir boyuta taşıdı. Öte yandan DSİ–ASKİ arasında sorumluluk gerilimi tırmanırken, CHP’li Gökan Zeybek’in “AKP’nin 2050 su vaadi çöktü” çıkışı gündemi daha da hareketlendirdi.
ABB: “3. hat Gökçek döneminde kapatıldı; iddialar gerçek dışı”
Ankara Büyükşehir Belediyesi, Melih Gökçek’in “3. hat vardı, biz kullanıyorduk, Mansur Yavaş bağlamadı” sözlerine karşı kapsamlı bir açıklama yayımladı.
Belediye, ASKİ arşivlerinde bulunan 2012 tarihli resmi belgeleri paylaşarak hattın 2013 yılında Gökçek döneminde iptal
edildiğini ortaya koydu. Açıklamada, Kesikköprü’den cazibe hattının devre dışı bırakılmasının Ankara’nın bugün yaşadığı teknik kırılganlığın temel nedeni olduğu belirtildi.
Açıklamada şu teknik noktalara dikkat çekildi:
• c. hattın iptali sonrası Etimesgut–Bağlıca bölgesi pompalarla ters yönden beslenmeye başladı.
• Bu sistem arızalara açık, basınç düşüklüğü yaratan ve kuraklıkta ilk çöken yapı olarak tanımlandı.
• 2012 tarihli belgelerde sistemin “geçici” olduğunun altı çizildi.
ABB, Gökçek’in “yanlış bilgilendirme yaparak kamuoyunu manipüle ettiğini” belirterek Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunacağını açıkladı.
CHP’li Gökan Zeybek: “2050’ye kadar su sorunu çözüldü demiştiniz; neden çöktü?”
Tartışmalara CHP’den ilk yüksek tonda çıkış geldi.
CHP Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek, AKP’li Hasan Basri Yalçın’ın “Ankara 3 aydır susuz” sözlerine tepki göstererek şu soruları yöneltti:
• 2050’ye kadar su sorunu çözüldü” vaadi neden gerçek çıkmadı?
• Gerede hattı 2025 boyunca neden aylarca sıfır su verdi?
• DSİ, neden Ankara için yeni su kaynağı planlamadı?
Zeybek, su kaynaklarının planlanması ve işletilmesinin Anayasa ve yasalar gereği DSİ’nin görevi olduğunu hatırlatarak, Tarım ve Orman Bakanlığı’nı göreve çağırdı.
DSİ: “Sorumluluk belediyede” – ASKİ: “Tüm uyarılar yıllarca yanıtsız bırakıldı”
Tartışmanın bir diğer boyutu DSİ ile ASKİ arasında yaşanıyor.
DSİ ne dedi?
DSİ yazılı açıklamasında:
• İçme suyu temininin ve kayıp-kaçak oranlarının belediyenin sorumluluğu olduğunu,
• Ankara’daki kayıp-kaçak oranının %37 olduğunu,
• Bu oranın %25’e düşürülmesi hâlinde 53 günlük suyun barajlarda kalacağını,
• Baraj doluluk oranının %4,7’ye kadar gerilediğini
belirtti.
ASKİ nasıl yanıt verdi?
ASKİ, DSİ’yi yıllardır yapılan uyarıları dikkate almamakla suçladı:
• 2024 ve 2025’te DSİ’ye defalarca başvurulduğunu,
• Kesikköprü’den yapılacak tahsisin ihtiyacın çok altında kaldığını, çünkü suyun %91’inin enerji üretimine ayrıldığını,
• DSİ’nin yeni su kaynağı planlaması yapmadığını,
• Büyük ölçekli projelerin çoğunun büyükşehir tarafından dış finansmanla hayata geçirildiğini
vurguladı.
ASKİ, Çamlıdere–İvedik hattı ve Yenimahalle–Keçiören ana hatları gibi projelerin bizzat kendileri tarafından yapıldığını hatırlatarak DSİ’nin “Bu bizim görevimiz değil” açıklamasının kendi mevzuatıyla çeliştiğini savundu.
2050 vaadi tartışmanın merkezi oldu
Gerede hattının “2050’ye kadar çözüm” olarak tanıtılmış olmasına rağmen aylarca su verememesi, tartışmanın en çarpıcı başlığı hâline geldi.
CHP’li Zeybek’in yönelttiği sorular şöyle:
•Gerede hattı neden aylarca devre dışı kaldı?
•2050 garantisi nasıl boşa çıktı?
•DSİ neden Ankara’ya yeni su kaynağı vermedi?
Bu sorulara hükümet kanadından henüz kapsamlı bir yanıt verilmiş değil.
Sonuç: Ankara’daki su krizi teknik bir sorun olmaktan çıktı, büyük bir siyasi hesaplaşmaya dönüştü
•ABB–Gökçek gerilimi suç duyurusuna kadar vardı.
•DSİ–ASKİ hattında yetki ve sorumluluk tartışması büyüyor.
•CHP, iktidara “2050 su vaadi çöktü” çıkışıyla yükleniyor.
•İktidar cephesi ise sorunların belediyeden kaynaklandığını savunuyor.
Ankara’daki su kesintilerinin ne kadar süreceği ve kurumlar arası krizin nasıl çözüleceği ise belirsizliğini koruyor.
SON SÖZ
Bu su kesintilerinin belediyeden değil, hükümet tarafından Mansur Yavaş’a karşı oynanan bir siyasi oyun olduğunu düşünüyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder