Diyarbakır İl Emniyet Müdürü Ali Gaffar Okkan’ı, şehit edilişinin 25. yıl dönümünde rahmetle, minnetle ve özlemle anıyoruz.
Gaffar Okkan Kimdi?
24 Şubat 1952’de Sakarya Hendek’te, fırıncı Fikri’nin oğlu olarak dünyaya gelen Ali Gaffar Okkan, hayatı boyunca makamı değil, halkı ön planda tutan bir devlet adamıydı.
Kendi sözleriyle:
“Fırıncı Fikri’nin oğlu olarak çıplak geldim, çıplak gideceğim. Bize kalacak olan arkamızdan edilecek dualardır.”
18 Kasım 1997’de Diyarbakır İl Emniyet Müdürü olarak atandı ve 1998’in ilk günlerinde göreve başladı. Göreve gelir gelmez şehri tanımak için günlerce tebdil-i kıyafetle sokaklarda dolaştı. Çaycıya, ciğerciye, esnafa “Param yok” deyip halkın samimi tepkisini ölçtü; aldığı sıcak cevaplar karşısında duygulandı.
Bir Diyarbakırlının yıllar sonra anlatacağı şu cümle, onun şehre nasıl dokunduğunu özetliyordu:
“Yıllarca polislerden hakaret gördük. O ise beni görünce sarıldı. Hem de sıradan bir polis değil, 5500 polisin amiri…”
Halkın İçinden Bir Müdür
Görev süresince Diyarbakır’da huzuru en üst seviyeye çıkaran Okkan, herkesin gönlünde yer eden uygulamalara imza attı:
• Yolda gördüğü yaşlıları makam aracıyla evlerine bıraktı.
• Sokakta karşılaştığı vatandaşlara kendi cep telefonunu verdi.
• İhtiyaç sahibi ailelere kendi imkânları ve hayırseverlerin desteğiyle yardım ulaştırdı.
• Çocukların eğitimine destek oldu, sokak çocuklarını yeniden okula kazandırdı.
• Gençleri terörden ve kötü alışkanlıklardan uzak tutmak için spora yönlendirdi.
• Amatör kulüpleri malzeme yardımlarıyla ayakta tuttu.
Diyarbakır’da ilk kez kadın polislerin trafiğe çıkması onun talimatıyla oldu. Mavi-beyaz iki küçük otomobile yerleştirdiği kadın polis ekipleri, kayıp çocukları ailelerine ulaştırıyor, yaşlılara yardım ediyordu.
Bu çalışmalar, onu sadece bir emniyet müdürü değil, Diyarbakırlıların gözünde “Gaffar Baba” yaptı.
Halkın Gönlünde Yaşayan Bir Kahraman
24 Ocak 2001’de saat 17.40 sularında Şehitlik semti Sezai Karakoç Bulvarı’nda kurulan hain pusuda, Ali Gaffar Okkan ile birlikte polis memurları Mehmet Kamalı, Sabri Kün, Mehmet Sepetçi, Atilla Durmuş ve Selahattin Baysoy şehit edildi.
Suikastın failleri hâlâ meçhul.
Okkan’ın ölüm haberi duyulduğunda Diyarbakır’da hayat durdu:
• Esnaf kepenk indirdi.
• Dolmuşlar çalışmadı.
• Halk sokaklarda gözyaşlarıyla toplandı.
• Binlerce çocuk “Gaffar” ismini aldı.
• Onun fotoğrafları yıllarca Diyarbakır’ın birçok yerinde asılı kaldı.
X koduyla bilinen telsiz çağrı adı “3310”, bugün bile hafızalardadır:
“Diyarbakır halkına eziyet edeni yakarım!”
Bu sözü, halka olan sevgisinin ve adalet anlayışının en açık göstergesiydi.
Onu Hiç Unutmadık
Ali Gaffar Okkan, makam peşinde koşmayan, görevini halkın sevgisiyle birleştiren örnek bir devlet adamıydı.
“Hizmet adamı” olmanın ne demek olduğunu tüm Türkiye’ye gösterdi.
Şehadetinin yıldönümünde tekrar söylüyoruz:
Unutmadık.
Unutturmayacağız.
Ruhu şad, mekânı uçmag olsun.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder