ABD ile İran arasındaki ilişkiler, 2025’ten bu yana bölgesel ve küresel siyasetin en kritik gündem maddelerinden biri haline geldi. Özellikle 2025 yazında başlayan doğrudan askeri saldırılar, müzakerelerin çıkmaza girmesi, İran’daki büyük protestolar ve 2026 başında yeniden yükselen gerilim, iki ülke arasında sıcak çatışma riskini ciddi şekilde artırdı.
🔹 2025’te Savaşın Patlak Vermesi ve Sonrası
2025’in ortalarında bölgedeki gerilim bir savaş ortamına dönüştü. ABD ve İsrail, İran’ın nükleer tesislerini hedef alan hava saldırıları düzenledi ve bu saldırıların ardından İran, Katar’daki Al Udeid Hava Üssü’ne balistik füzelerle karşılık verdi. Bu saldırılar dikkatle izlendi ve silahlı güçler arasındaki çatışmanın boyutunu ortaya koydu.
Bu gelişmelerin ardından bölgedeki askeri varlık ve güç dengesi devam eden bir gerginlik sarmalına girdi.
🔹 İran’daki İç Meydan Okumalar ve Çatışma Kaynağı
2025 sonundan itibaren İran’da ekonomik kriz, yüksek enflasyon ve sosyal koşullara tepki olarak ülke genelinde geniş protestolar başladı. Protestolar, özellikle 2026 başında yayılarak büyüdü ve Siyah bayraklı gösterilerle geniş halk kesimlerini kapsadı. Devlet, internet ve iletişimi keserek protestolara sert müdahalede bulundu. Bu süreçte güvenlik güçlerinin müdahalesi, Fardis kentinde 50’den fazla kişinin ölümüyle sonuçlanan olaylar gibi ciddi ihlallerle anıldı.
Bu iç gelişmeler, İran yönetiminin uluslararası izolasyonunu artırırken ABD ile olan ilişkilere de doğrudan yansıdı.
🔹 2026’da Gerilimin Yeniden Tırmanışı
📍 Askeri Hazırlık ve Yığılma
2026’nın başında, ABD’nin bölgedeki askeri varlığını ciddi şekilde artırdığı görüldü. Özellikle USS Abraham Lincoln uçak gemisi grubu ile ek destroyer ve hava unsurları, Basra Körfezi ve Umman Denizi hattına konuşlandırıldı. Bu adım, Washington’un gerilimi denetim altında tutma ve gerektiğinde caydırma stratejisinin bir parçası olarak açıklandı.
Irak, Katar ve diğer Körfez devletlerindeki ABD üsleri çevresindeki hareketlilik, hem ABD hem de bölge ortakları tarafından “güvenlik önlemi” olarak tanımlanırken Tahran yönetimi bunu provokasyon olarak nitelendirdi.
📍 İran’ın Sert Yanıtı
İran Devrim Muhafızları ve general Amir Hatami gibi üst düzey komutanlar, ülkenin “tam askeri hazırlık” içinde olduğunu ilan etti ve olası bir saldırıya karşılık verileceği mesajını verdi.
Aynı zamanda Tahran’da ABD donanmasının bölgede konuşlandırılmasına yönelik eleştiriler yükseldi. İran komuta yetkilileri bu hareketi “psikolojik harekât” olarak nitelendirerek, düşmanın niyetini sorguladı.
🔹 Diplomasi Çabaları Sürüyor
Buna rağmen diplomasi tamamen askıya alınmadı. İran Dışişleri Bakanı ve ABD tarafı arasında dolaylı temasların sürdüğü basına yansıdı. Dışişleri yetkilileri, diplomasi kanallarının tamamen kapanmadığını, “adil ve eşit görüşmelere açık olduklarını” belirtti.
Türkiye gibi önemli bölge aktörleri de gerilimi düşürme ve tarafları müzakereye teşvik etme çabaları yürütüyor. Ankara’nın rolü, arabuluculuk ve tansiyonun azaltılması yönünde diplomatik temasları içeriyor.
🔹 Son Gelişmeler (Ocak – Şubat 2026)
💥 Patlamalar ve Belirsizlik
Son günlerde İran’da meydana gelen patlamalar ve kazalar, bölgedeki tansiyonu artırdı. Özellikle Bandar Abbas liman kentindeki patlama, kritik bir dönemde yaşandı ve resmi yetkililer bunu gaz sızıntısına bağlasa da çevrimiçi paylaşımlar askeri gerilimle ilişkilendirdi.
🔥 ABD Başkanı Trump’ın Tutumu
ABD Başkanı Donald Trump, “Irak’taki üsler ve deniz gruplarının varlığı” üzerine açıklamalarda bulunarak askeri seçeneklerin hâlâ masada olduğunu belirtti. Trump ayrıca müzakerelerden söz etti ancak sonuç konusunda net bir iyimserlik vermedi.
🇪🇺 İran’ın Tepkisi
İran parlamento lideri, Avrupa birliklerinin Devrim Muhafızları’nı “terör örgütü” ilan etmesinin ardından tüm AB ordularını terör örgütü listesine aldıklarını açıkladı. Bu adım, Batı ile ilişkilerde korkunç bir simgesel adım olarak yorumlandı.
🔹 Ekonomik ve Jeopolitik Etkiler
Bölgedeki belirsizlik, enerji piyasalarında doğrudan etkisini gösteriyor. Brent petrol fiyatları gerilimle birlikte hızla yükseldi ve küresel enerji arzı konusunda risk algısı güçlendi.
🔹 Analistlerin Yorumu: Savaş mı, Diplomasi mi?
Uzmanlar, mevcut askeri yığılmanın bir savaşın kaçınılmaz olduğunu göstermediğini, fakat yanlış hesaplanan adımların çatışmayı tetikleyebileceğini vurguluyor. Diplomasi kanalları açık tutulduğu sürece doğrudan savaşın düşük bir ihtimal olduğu belirtiliyor.
🧭 Sonuç: Tansiyon Yükseldi, Gerilim Sürüyor
2025’ten itibaren başlayan ABD–İran gerilimi, 2026 başında yeniden belirgin bir şekilde tırmandı. Askeri yığınak, diplomasi çabaları, iç politik baskılar, protestolar ve ekonomik krizler, bu sürecin hem iç hem dış dinamiklerini derinleştiriyor. Tarafların niyetleri hakkında farklı yorumlar bulunurken, bölgede savaş riskinin hâlâ düşük olduğu, fakat hata payının azaldığı uzmanlar tarafından ifade ediliyor.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder