Siyasetin nabzının düzensiz attığı zamanlarda bazı konuşmalar vardır; içerikleri kadar, hangi bağlamda söylendikleri daha fazla şey anlatır. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin son grup konuşması da tam olarak böyle bir türbülansın ortasına bırakılmış bir işaret fişeğiydi. Cümlenin ortasında yer alan ve gün boyu tartışılan ifade ise hem tonuyla hem ima gücüyle dikkat çekti:
“Anadolu huzur bulacak, Öcalan ümitlenecek, Ahmet’ler makamlarına dönecek, Demirtaş yuvasına kavuşacak.”
Bu söz, yalnızca siyasi bir çıkış olarak değil, Ankara’da bir süredir kapalı biçimde yürütülen trafik açısından değerlendirildiğinde, daha büyük bir sayfanın kenarına düşülmüş bir not niteliğinde.
Burada demek istediği
Öcalan'a özgürlük, Demirtaş serbest kalsın, Ahmet Özer Esenyurt Belediye, Ahmet Türk Mardin Belediye başkanlığına getirilsin diyor...
■ Geriye sardığımızda tablo daha anlaşılır hâle geliyor
Aslında bu çıkışın nereden beslendiğini görmek için son haftaların gelişmelerini kronolojik değil, içerik merkezli okumak daha doğru olur.
24 Kasım’da AKP–MHP–DEM çizgisinden oluşan bir milletvekili heyetinin İmralı’ya yaptığı görüşme, uzun bir süredir ilk kez bu düzeyde temasın gerçekleştiğini göstermişti. Ankara’ya dönen heyet, komisyon üyelerine dört sayfalık kısa bir özet sundu.
Ne var ki, bu özetin suskunluğu ilerleyen haftalarda anlam kazandı.
Tam iki aya yakın sessizlikten sonra, 23 Ocak’ta Meclis Başkanı devreye girdi ve o görüşmenin 16 sayfalık tam tutanaklarını siyaset kurumunun önüne koydu. Dosyanın genişliği, ilk sunulan özetin gerçeğin yalnızca küçük bir parçası olduğunu gösteriyordu.
■ Tutanakların içinden çıkan en kritik cümle
Öcalan’ın aktarılan sözleri, sürecin ağırlık merkezini açıkça ortaya koyuyordu. Yaklaşık olarak şu değerlendirme öne çıkıyordu:
“Koşullarım düzenlenirse, iletişim kanallarım açılırsa, süreç ilerler. Kandil ve Rojava üzerinde etkimi artırırım.”
Bu sözler, bir öneriden çok daha fazlasıydı; bir mekanizma tarifiydi. Bahçeli’nin son çıkışı da işte bu mekanizmanın ilk maddesine odaklanıyor.
■ “Neden İmralı merkezi?” sorusu en çok konuşulan başlık
Bahçeli’nin yıllardır sert bir söylemle eleştirdiği Öcalan için şimdi “ümitlenecek” demesi, doğal olarak hem tabanında hem kamuoyunda soru işareti yarattı. Fakat Ankara kulislerinde bu sorunun cevabı oldukça net şekilde konuşuluyor:
•Kuzey Irak’taki silahlı yapılanmanın tasfiyesi,
•Kandil’in sahadaki etkinliğinin kırılması,
•Kampların tamamen boşaltılması
için Öcalan’ın devreye girmesi gerektiği düşülüyor.
Bu nedenle süreçte ilk hareket noktasının İmralı olması, siyasi psikolojiyi değiştirmenin ilk adımı gibi görülüyor.
■ Kulis planı nasıl ilerliyor?
Sızan bilgilere göre yol haritası kabaca şöyle sıralanıyor:
1. Harkurk ve Metina kamplarının boşaltılması,
2. Suça bulaşmamış unsurların Türkiye’ye getirilerek topluma kazandırılması,
3. Ağır dosyası bulunanların ise ya gelip cezasını çekmesi ya da Irak içinde belirlenen başka bölgelere yönlendirilmesi.
Bu paket, eski çözüm sürecinin birebir tekrarı değil, daha kontrollü ve daha dar kapsamlı bir versiyon olarak yorumlanıyor.
■ “Meclis’te karşılık bulur mu?” tartışması
Bahçeli’nin geçmiş yıllarda sert çıkışlar yapıp sonra daha yumuşak pozisyonlara geçtiği örnekler çok.
İmamoğlu yayınıyla ilgili polemik, en düşük emekli maaşı konusunda yaptığı çıkış… Hepsinde sonunda “denge” sağlanmıştı.
Ancak bu kez farklı bir durum var.
Konuşmasının tonu, kullandığı tarihsel göndermeler ve özellikle “kararlılık” vurgusu, geri dönüş ihtimalinin düşük olduğunu düşündürüyor.
■ En hassas nokta: Ülkücü tabanın tepkisi
Terör konusu MHP tabanı için siyaset üstü bir refleks alanı. Bu nedenle Bahçeli’nin Öcalan merkezli bir süreçte bu kadar öne çıkması teşkilatlarda soru işaretlerine yol açabilir.
Bahçeli de bunu gördüğü için konuşmasına adeta bir “iç disiplin” paragrafı yerleştirdi.
Mesajın özü şuydu:
Bu adıma itiraz eden ya yönünü şaşırmıştır ya da başka bir hesabın peşindedir.
Bu söylem, tabanı önceden hizalamaya dönük bir politika olarak değerlendirilebilir.
■ Sonuç: Bir süredir hazırlığı yapılan zemin görünür hâle geliyor
Medya dilinin değişmesi,
Siyasi tonun yumuşaması,
Aktörlerin pozisyon alması
hepsi, Ankara’da yeni bir kulvar açıldığını işaret ediyor.
Fakat ne kadar siyasi irade gösterilirse gösterilsin, Öcalan dosyası Türkiye toplumunun en hassas başlıklarından biridir.
Bu nedenle süreç hızlansa bile yürüyüş hattı oldukça dar.
Bahçeli ise bu dar hatta ilk adımı atmış durumda ve mesajı net:
Bu kez geri adım düşünmüyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder