Ankara siyasetinde uzun süredir görülmeyen ölçekte bir hareketlilik yaşanıyor. Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’ın CHP’den ayrılması ve AK Parti’ye geçiş sürecinin hızlanması, yalnızca bireysel bir karar gibi durmuyor; başkentteki güç dengelerini doğrudan etkileyebilecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Bir istifadan fazlası
Özarslan’ın adı, özellikle CHP–İYİ Parti ortaklık dönemindeki PORTAŞ ve Belko süreçleri nedeniyle uzun zamandır tartışmalıydı. Buna rağmen CHP yönetimi, onu yıllardır kazanılamayan Keçiören için aday göstermiş ve kampanyayı Mansur Yavaş’ın açık desteğiyle yürütmüştü. O dönem sahadaki uyumlu görüntü, parti içinde Özarslan’ın etkisini artırmıştı.
Ancak seçim sonrası manzara hızla değişti.
PORTAŞ dosyası yeniden raftan indi
AK Partili Osman Gökçek’in gündeme taşıdığı PORTAŞ iddiaları için İçişleri Bakanlığı’nın yeniden soruşturma izni vermesi, tartışmanın resmî zemine taşınmasına neden oldu. Soruşturmanın açılması, kulislerde uzun süredir konuşulan “AK Parti’ye geçiş” söylentilerini güçlendirdi. Özarslan’ın bu süreçte kamuoyuna açıklama yapmaması, soru işaretlerini daha da artırdı.
Arka planda yoğun trafik
Ankara kulislerine göre Özarslan’ın Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’la yaptığı görüşme, ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kabul edilmesi, geçiş sürecinin çok daha önce planlandığını gösteriyor. Özarslan’ın çevresine “Çarşamba rozet takıyorum” mesajını verdiğine dair iddialar da bu tabloyu destekliyor.
CHP alarmda
CHP Ankara İl Başkanı Ümit Erkol’un pazar günü yaptığı toplantı, istifanın beklenenden büyük etkiler yarattığını ortaya koydu. Bazı meclis üyelerinin de parti değişikliği düşünebileceğini söylemesi, yönetimde ciddi bir rahatsızlık oluşturdu.
Erkol durum için şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bu sıradan bir geçiş değil. Teşvik ve baskıyla yürütülen siyasi bir operasyon.”
Parti kaynakları da Özarslan’ın “disiplin sürecine kalmadan ayrıldığı” görüşünde birleşiyor. Kulislerde, Mansur Yavaş’ın özel kalem müdürüyle yaşandığı iddia edilen tartışmanın da etkili olduğu konuşuluyor.
Özel–Yavaş hattında kritik görüşme
İstifanın ardından CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve Mansur Yavaş’ın yaptığı görüşmede, Özel’in daha önce Özarslan’dan “iddialar asılsız” yönünde güvence aldığını ancak gelinen noktada bunun gerçeği yansıtmadığını söylediği öğrenildi. Yavaş’ın ise uzun süredir benzer duyumlara sahip olduğu belirtiliyor.
ABB kaynakları, Özarslan’ın belediye yönetimiyle ilgili hiçbir sorun iletmediğini, tüm taleplerinin karşılandığını vurgulayarak “kararın idari değil, siyasi” olduğunu ifade ediyor.
Keçiören Meclisi kritik eşiğe yaklaşıyor
Mevcut tablo şöyle:
CHP + Özarslan: 28
Cumhur İttifakı: 18
Beş meclis üyesinin daha AK Parti’ye geçmesi, ilçedeki çoğunluğu tersine çevirecek. Bu sadece Keçiören için değil, Mansur Yavaş’ın Ankara genelinde kurduğu denge açısından da önemli bir kırılma anlamına geliyor.
Domino etkisi tartışması
Özarslan’ın ardından şu isimlerin de parti değiştirebileceği konuşuluyor:
•Haymana Belediye Başkanı Levent Koç
•Nallıhan Belediye Başkanı Ertunç Güngör
•Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı
•Beypazarı Belediye Başkanı Özer Kasap
Kasap ve Odabaşı iddiaları hemen reddetti. Haymana ve Nallıhan cephesi ise sessiz. Bu nedenle kulislerde “bekle–gör stratejisi” yorumları yapılıyor.
Büyük sorular masada
Siyaset koridorlarında iki temel soru öne çıkıyor:
1.AK Parti bir yıl önce yolsuzlukla suçladığı Özarslan’ı bugün neden transfer etmek istiyor?
2. CHP, iddialar doğruysa neden aday yaptı? Yanlışsa neden o dönem sessiz kaldı?
Bu soruların yanıtı, yaşananların kişisel değil, Ankara siyasetine yönelik daha geniş çaplı bir hamle olduğu yorumlarını güçlendiriyor.
Sonuç: Başkent yeni bir döneme giriyor
Tüm gelişmeler bir araya getirildiğinde:
•Özarslan’ın AK Parti’ye geçişi fiilen tamamlanmış durumda.
•Keçiören Meclisi’nde taşlar yeniden dizilebilir.
•CHP Ankara teşkilatı hem dış baskıyla hem iç huzursuzlukla mücadele ediyor.
•AK Parti’nin hamlesi yalnızca Keçiören’i değil, Mansur Yavaş’ın siyasi etkisini hedef alıyor.
•Diğer ilçe belediyelerinde de bekleyiş sürüyor.
Ankara siyasetinde tansiyon bir süre daha düşmeyecek gibi görünüyor. Dosya kapanmadı; aksine, yeni başlıyor.
Ve burada son söz olarak bir not düşmek gerekiyor.
Açıkçası Özarslan’ın bu yönde bir adım atmasına şaşırmadım. Geçmişteki söylemleri, tutarsız çıkışları ve siyasete yaklaşımındaki dalgalanmalar, böyle bir yön değişikliğinin er ya da geç gündeme gelebileceğinin işaretlerini taşıyordu. Ancak mesele yalnızca Özarslan’ın kişisel tercihleriyle sınırlı değil; aynı zamanda CHP yönetiminde ortaya çıkan yapısal bir zafiyeti de görünür kılıyor.
Bir siyasi partinin, binlerce seçmenin kaderini belirleyecek bir aday konusunda yalnızca kişisel güvene, sözlü beyana veya bireysel kanaate dayanması kabul edilebilir bir yöntem değil. Siyaset, dostluk ilişkileriyle değil; belgeyle, denetimle, kurumsal süreçlerle ve objektif değerlendirmelerle yürütülür. Yaşananlar, aday belirleme mekanizmalarının ne kadar daha sağlam, şeffaf ve denetlenebilir olması gerektiğini bir kez daha gösteriyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder