ABD–İsrail ile İran arasındaki savaşın 8. gününe gelindi. Twitter hesabımdan da paylaşmıştım; ben bu savaşa şaşırmadım. Zaten beklediğim bir gelişmeydi.
Farklıymış gibi sunulsa da, tüm bu olaylar aslında aynı emperyalist oyunun (BOP) birer parçasıdır. Geçmişte yaşananlar ve yaşanmakta olanlar bunu açıkça göstermektedir.
Örneğin NATO başkomutanı 2007 yılında, Irak’ın ardından Suriye, Lübnan, Somali, Sudan ve Libya dahil toplam yedi ülkenin parçalanacağını açıklamıştı. Şimdi sırada İran ve Türkiye var. Ve bunu tek bir kişi değil; istasyon şefleri, dışişleri bakanları ve farklı uluslararası aktörler yıllarca dile getirdiler.
Geçmişe baktığımızda bu sözlerin boşuna söylenmediğini görmek zor değil. Irak’ın yıllar içinde parçalanışı, Suriye’nin iç savaşa sürüklenmesi ve Libya’nın kaos ortamına itilmesi bunların somut örnekleridir. Bir zamanlar güçlü devlet yapısına sahip olan bu ülkelerin bugün içinde bulunduğu durum, planlı müdahalelerin ve iç zayıflıkların bir sonucu olarak değerlendirilmelidir.
Ülkemizde de uzun süredir yürütülen bir plan ve proje olduğu söylenebilir. İran’dan sonra sıra Türkiye’ye gelecektir. Bu süreçler eski tarz savaş yöntemleriyle yani tank ve tüfekle değil, daha karmaşık stratejilerle yürütülüyor. Ülkemizin içine sızmış, sinsice ve başarılı bir şekilde hareket eden yapı, tarih boyunca büyük devletlerin parçalanmasında rol oynamış iç unsurlara benzer şekilde hareket ediyor.
Tarihsel örnekler bize bunu gösteriyor. Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde, dış güçlerin etkisi kadar iç ayrılıklar ve siyasi zayıflıklar da büyük rol oynamıştı. Benzer şekilde, günümüzde birçok ülkenin yaşadığı sorunların temelinde hem dış müdahaleler hem de iç politik ve toplumsal zayıflıklar etkili olmuştur.
Eğer şimdi uyanmazsak, uyandığımızda her şey için çok geç olacak. Geçmişi tarafsız ve objektif bir gözle değerlendirmek, mevcut durumun ciddiyetini ortaya koyuyor.
Keşke her şeyi açık açık konuşabilseydik, ancak ne yazık ki öyle bir ortamda yaşamıyoruz. İnsanların gözlemlediği durumlar, sadece iktidarı eleştirdiği için üzerine atılan suçlamalar gösteriyor. Bu tür baskılar, toplumun gerçekleri görüp sağlıklı tartışma alanlarını sınırlıyor.
Ben savaşlarda fazla yorum yapmayı seven biri değilim; sessizce takip etmeyi tercih ediyorum. Ancak bu süreçte uyanmak ve farkında olmak zorundayız. Eğer uyanmazsak, elimizde kalan tek şey vatanımızın savunmasızlığı olacak.
Dediğim gibi maalesef herşeyi açık açık konuşamıyoruz.
Ama umarım söylediklerimi doğru bir şekilde anlamışsınızdır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder