30 Ocak 2026 Cuma

Özgür Özel’den Erdoğan’a Sert Çıkış: “İstanbul’u Kaybetti, Türkiye’yi de Kaybedecek




Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul Kartal’da düzenlenen KİPTAŞ Kartal Kaper Sitesi Teslim Töreni’nde açıklamalarda bulundu. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı KİPTAŞ’ın hayata geçirdiği proje kapsamında gerçekleştirilen törende Özel, hem kentsel dönüşüm sürecine hem de siyasi gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Törene katılan Özel, hükümetin deprem sonrası süreçte izlediği politikaları eleştirirken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik sert ifadeler kullandı.


Özgür Özel’in Konuşmasından Öne Çıkan Başlıklar

Özel konuşmasında, iktidarın kentsel dönüşüm konusundaki yaklaşımını eleştirerek şu ifadeleri kullandı:

> “Sözünü tutmayıp mahcup olacağı yerde, üç yıl sonra sözünün yalnızca yüzde 50’sini yerine getirip özür dileyeceğine böbürlenen bir iktidarla karşı karşıyayız.”



Kentsel dönüşüm sürecinde vatandaşlara verilen sözlerin tutulmadığını belirten Özel, deprem sonrası imzalanan belgelerle ilgili şu ifadeleri dile getirdi:

> “İnsanların önüne anahtar verirken boş senet koydular. Afet kanununa göre faiz alınmaz ama faiz kısmı da boş. Boş senede imza istiyorlar. Bunu sorduk, bir cevap yok. Muhatabımız Erdoğan ama yine cevap yok.”



KİPTAŞ’ın yürüttüğü projelere değinen Özel, Kartal’daki çalışmanın somut bir örnek olduğunu belirterek:

> “Bugün bana sormuşlar; sizin yaptığınız kentsel dönüşüm projesi var mı diye. İşte var. Senin döneminde mağdur olan bin 500 kişiye anahtar dağıtıyoruz. İlk evleri mart ayında teslim ediyoruz. 2026’da ilk kooperatifin tamamını teslim etmiş olacağız.”



dedi.



“Erdoğan İstanbul’u Kaybetti, Türkiye’yi de Kaybedecek”

Konuşmasının devamında siyasi mesajlarını güçlendiren Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul seçimlerindeki başarısına vurgu yaptı:

> “KİPTAŞ tüm zorluklara rağmen kentsel dönüşüm projelerini sürdürüyor. Ekrem İmamoğlu, ilk olarak Beylikdüzü’nde Erdoğan’ın nasırına bastı. Ardından İstanbul’da beş yılda yarattığı mucizeyle, 30 yıl sonra Erdoğan’ın elinden İstanbul’u aldı.”



Özel, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçmişte söylediği “İstanbul’u kazanan Türkiye’yi kazanır” sözlerini hatırlatarak şu ifadeleri kullandı:

> “Erdoğan her gece kendi sesiyle uyanıyor: ‘İstanbul’u kazanan Türkiye’yi kazanır, İstanbul’u kaybeden Türkiye’yi kaybeder.’
Erdoğan İstanbul’u kaybetti; bir sonraki seçimde Türkiye’yi de kaybedecek.”



İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun önümüzdeki seçimlerde önemli bir role sahip olacağını söyleyen Özel:

> “İmamoğlu İstanbul’u kazandı, bir sonraki seçimde Türkiye’yi de kazanacak.”



ifadelerini kullandı.

Aziz İhsan Aktaş Davasında 4.Gün: 20 Sanığın Savunması Dinlendi, 3 Şubat’a Ertelendi



Aziz İhsan Aktaş Davası” olarak bilinen ve kamuoyunda büyük ses getiren soruşturmanın Silivri’de görülen duruşmalarında, ilk oturum sürecinin dördüncü günü tamamlandı. 33’ü tutuklu, toplam 200 sanığın yargılandığı davada bugün özellikle Esenyurt Belediye Başkan Yardımcısı İbrahim Halil Çalış’ın ayrıntılı savunması öne çıktı. Çalış, ihale sürecine ilişkin yetki alanlarını tek tek açıklarken, bilirkişi raporları arasındaki çelişkilere de dikkat çekti.


Duruşmaya Yoğun Siyasi İlgi

Sabah saatlerinde başlayan duruşmayı CHP Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftci, CHP Ankara Milletvekili Umut Akdoğan, CHP Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül ve CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal salondan takip etti. Oturumlar, Marmara Ceza İnfaz Kurumu’nun karşısındaki 1 No’lu duruşma salonunda yapıldı.

Tutuklu sanıklar arasında:

• Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat

• Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara

• Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin

• Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar

• Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar


yer alırken, etkin pişmanlık hükümleri kapsamında tahliye edilen Aziz İhsan Aktaş da dosyanın sanıkları arasında bulunuyor.

Tutuksuz yargılananlar arasında ise Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere ve Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer bulunuyor.


İbrahim Halil Çalış’ın Savunması

17 Ocak 2025’te tutuklanan Esenyurt Belediye Başkan Yardımcısı İbrahim Halil Çalış, yaklaşık bir saat süren savunmasında suçlamaların hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek kapsamlı açıklamalarda bulundu.

🟩 “İhale bakanlık tarafından onaylandı; sorun varsa süreç sorgulanmalı”

Çalış, dava konusu ihale sözleşmesinin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından resmi olarak onaylandığını vurguladı:

> “Bu sözleşme bakanlık tarafından incelenip kabul edilmiştir. Eğer ihalede bir sorun olduğu düşünülüyorsa, o sözleşmeyi onaylayan bürokratların da burada olması gerekir. Sorun yoksa, o halde neden biz yargılanıyoruz?”



Bu ifade duruşma salonunda dikkatle takip edildi.

🟩 Yetki Alanı Tartışması

Çalış, kendisine bağlı olmayan birimlerde gerçekleşen süreçlerden sorumlu tutulamayacağını belirtti:

> “Destek Hizmetleri Müdürlüğü bana bağlı değildir. Bu nedenle ihale işleyişi üzerinde etkide bulunmam mümkün değildir.”



Elektronik sözleşmedeki imzası için ise:

> “Bana yalnızca sistem üzerinden tensip geldi, fiziksel evrakı hiç görmedim. Görmediğim bir belge üzerinden ‘özel belgede sahtecilik’ suçlaması teknik olarak mümkün değildir.”



🟩 “Aziz İhsan Aktaş ile görüşme sadece 35 saniyeydi”

Çalış, iddianamede delil olarak gösterilen görüşmeye ilişkin şunları söyledi:

> “Bu görüşme yalnızca 35 saniyedir. Bu süre içinde talimat, yönlendirme veya yasa dışı bir içerik olması zaten mümkün değildir.”



Bilirkişi Raporları Arasındaki Çelişki

Dosyada iki ayrı bilirkişi raporu bulunduğu ortaya çıktı:

•3 Ocak 2025 tarihli rapor: Çalış’ın sorumluluğu olmadığı belirtildi.

•10 Ocak 2025 tarihli rapor: Çalış’a sorumluluk atfedildi.


Çalış süreci şöyle anlattı:

> “Gözaltına alındığımda dosyada yalnızca ilk rapor vardı. İkinci rapor, gözaltındayken dosyaya eklendi ve tutuklanmama gerekçe gösterildi.”


Savunmanın Duygusal Bölümü

🟥 “Ailemin psikolojisi bozuldu; hakkımızı helal etmiyoruz”

Çalış, ailenin yaşadığı zorlukları anlattı:

> “80 yaşındaki annem haberleri izlerken yıkıldı. Çocuklarım babalarının suçsuzluğunu açıklamak zorunda kaldı. Bu süreç insani değildir. Hakkımızı helal etmiyoruz.”



🟥 “Her an yoğun bakıma alınabilirsin dediler”

Sağlık durumunun cezaevi koşullarında ağırlaştığını belirttı:

> “Kalp rahatsızlığım sabittir. Bir doktor ‘Her an yoğun bakıma gidebilirsin’ dedi. Ayakta durabilmek için normalde aldığım ilaçların iki katını içmek zorunda kaldım.”


İSFALT Sanıkları: Sağlık Problemleri ve Belge Çelişkileri

Dördüncü günün ikinci yarısında İSFALT yöneticileri ve çalışanları savunma yaptı.

Müzeyyen Karakaş

> “6 ve 13 yaşındaki çocuklarımdan bir yıldır uzağım. Hiçbir usulsüzlük yapmadım. Tahliyemi talep ediyorum.”



Burak Sırali (Eski İSFALT Genel Müdürü)

> “Oğlum MS hastası. Cezaevindeyken yüz felci geçirdim. Bilirkişi raporu bana suç unsuru yüklemiyor. Aziz İhsan Aktaş serbest ama biz 6 aydır tutukluyuz.”



Mehmet Karataş (İSFALT Genel Müdür Yardımcısı)

> “185 gündür tutukluyum, gözaltında kötü koşullar yaşadım. Yüksek tansiyon hastasıyım, kalp ameliyatı geçirdim. Aziz İhsan Aktaş’ın adını sorguda ilk kez duydum.”



Karataş, Aktaş’ın avukatlarının tekrarlı sorularına tepki gösterince mahkeme başkanı uyardı:

> “İstediğiniz cevabı alana kadar aynı soruyu farklı şekillerde soramazsınız.”



Oktay Aktaş :

> “Covid sonrası yoğun bakımda kaldım. Şeker, böbrek ve kalp sorunlarım var. Sol bacağımda pıhtı oluştu. Özel eğitime ihtiyacı olan çocuğumu 6 aydır göremiyorum.”


Duruşma 3 Şubat’a Ertelendi

Avukatların ara karar talebi, mevzuat gereği reddedildi. Mahkeme başkanı:

> “Tutukluluk değerlendirmesi, ifadeler tamamlandıktan sonra yapılabilir.”



Duruşmalar 3 Şubat Salı günü saat 10.00’da aynı salonda devam edecek.

27 Ocak 2026 Salı

200 sanıklı ‘Aziz İhsan Aktaş’ davasında ilk oturum sona erdi

 Aziz İhsan Aktaş davasında” ilk duruşmanın ilk oturumu tamamlandı: Sanık savunmaları yarın alınacak


Aziz İhsan Aktaş’ın liderliğini yaptığı iddia edilen organize suç örgütüne yönelik açılan davada ilk duruşmanın ilk bölümü sona erdi. Aralarında belediye başkanlarının da bulunduğu 33’ü tutuklu 200 sanığın yargılandığı dosyada, yarın savunmaların alınmasına başlanacağı bildirildi. İddianamede “örgüt lideri” olarak yer alan ve tutuksuz yargılanan Aziz İhsan Aktaş’ın duruşmaya korumalarıyla gelmesi dikkat çekti. Aktaş, duruşma sonrasında da yine korumaları eşliğinde hakim-savcı kapısından ayrıldı.


Duruşma geniş güvenlik önlemleri altında gerçekleştirildi


İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Marmara Açık Cezaevi Yerleşkesi’ndeki 1 No’lu duruşma salonunda görülen yargılamanın ilk oturumunda, tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile avukatların bir kısmı hazır bulundu.


Sanıklar arasında; etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak tahliye edilen Aziz İhsan Aktaş, tutuklu Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ile tutuksuz Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere ve Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer de bulunuyor.


Duruşma salonuna girişlere sınırlama getirildi


Duruşmanın yapılacağı alanda yoğun güvenlik önlemleri alındı.

— Sanıklar, avukatları ve müdafiler öncelikli olarak salona kabul edildi.

— Basın için 25 kişilik kontenjan ayrıldı ve akreditasyon zorunlu hale getirildi.

— Aynı medya grubundan yalnızca bir temsilcinin içeri alınabileceği belirtildi.

— Her sanığın duruşma salonunda en fazla üç avukatla temsil edilebileceği açıklandı.


Korumalarla duruşmaya gelmesi tartışma yarattı


İddianamede “örgüt lideri” olarak gösterilen Aziz İhsan Aktaş’ın duruşmaya korumaları ile gelmesi bazı avukatlar ve izleyiciler tarafından eleştirildi.

Aktaş korumalarına, basın mensuplarına müdahale etmemeleri konusunda uyarıda bulundu. Soruları yanıtlayan Aktaş, “Adalet mülkün temelidir. İlk günden beri söylediklerimi tekrarlayacağım, kaçmadım buradayım” dedi.


Eleştiriler üzerine Aktaş’ın avukatı, korumaların “devlet tarafından sağlanan resmi korumalar” olduğunu, suikast tehditleri nedeniyle görev yaptıklarını ifade etti.


Sanık avukatlarının talepleri reddedildi


Duruşmada bazı avukatlar, “yetkisizlik, tefrik ve görevsizlik” talebinde bulundu.

Aranın ardından görüş bildiren duruşma savcısı, taleplerin reddedilmesi yönünde görüş verdi.

Mahkeme heyeti, tüm talepleri oybirliğiyle reddetti.


Kimlik tespitleri yapıldı: Aktaş aylık gelirini açıkladı


Oturumda sanıkların kimlik tespitleri de gerçekleştirildi.

Etkin pişmanlık kapsamında tahliye edilen sanıklardan Aziz İhsan Aktaş, aylık gelirinin 250 bin TL olduğunu beyan etti.


Kimlik tespitlerinin ardından iddianamenin özeti okunarak duruşma gün sonu itibarıyla sonlandırıldı.


Savunmalar yarın başlıyor


Mahkeme heyeti, savunmaların bölünmemesi için oturumu saat 16.15’te kapattı.

Yarın ilk savunmayı, tutuklu sanıklardan Ceyhan Kayhan’ın yapacağı açıklandı.

Duruşmalar 27 Ocak – 20 Şubat 2026 tarihleri arasında her gün saat 10.00’da aynı salonda devam edecek.

‘Cumhuriyet tarihinin en büyük torbacı operasyonu’ ile duyurulan ‘Narkokapan-İzmir’ operasyonunda firar iddiası: 9 şüpheli aranıyor

 “Cumhuriyet tarihinin en büyük torbacı operasyonu” olarak duyurulan polis operasyonu ile ilgili dikkat çekici bir iddia ortaya atıldı. Operasyon kapsamında gözaltına alınan bazı şüphelilerin firar ettiği öne sürüldü.



İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, geçtiğimiz günlerde İzmir merkezli olmak üzere 14 ilde eş zamanlı gerçekleştirilen ve "Narkokapan-İzmir" adı verilen operasyonu kamuoyuna duyurmuştu. 



Yerlikaya açıklamasında, operasyonun “Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı narkotik operasyonu” olduğunu belirtmiş ve 4 bin 500 polis, 956 ekip ve 8 özel eğitimli narkotik dedektör köpeği katıldığı ve 608 ayrı adrese eş zamanlı operasyon gerçekleştirdiğini, 641 kişinin gözaltına alındığını ifade etmişti. 



T24’ten Tolga Şardan’ın aktardığı iddiaya göre, gözaltına alınan kişilerden 9 şüphelinin firar ettiği ileri sürüldü. Bu iddia kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.


Operasyon sonrası yaşanan süreçte, İzmir Emniyet Müdürlüğü’nün bu kadar yüksek sayıda şüpheliyi aynı anda tutacak kapasitede bir nezarethaneye sahip olmadığı belirtildi. Bu nedenle gözaltına alınanlardan yaklaşık 300 kişinin, Rüştü Ünsal Polis Meslek Yüksekokulu’nun spor salonuna götürüldüğü bildirildi. Adli işlemlerin takibinin de polis yerine okul personeline bırakıldığı ifade edildi.


Bu organizasyon eksikliğine bağlı olarak, 8 şüphelinin polis okulundan, bir kişinin ise adliye binasından kaçtığı öne sürüldü. Firar eden şüphelilerin yakalanması için arama çalışmalarının sürdüğü, dokuzuncu kişinin ise hâlâ bulunamadığı ve arandığı aktarıldı.

24 Ocak 2026 Cumartesi

Terör Neden Bitmedi?....Osman Pamukoğlu’nun Emeklilik Kararının Perde Arkası


1993’ün Karanlık Günlerinden Bugüne: Osman Pamukoğlu Efsanesinin Doğuşu

Türkiye’nin en ağır terör saldırılarından birinin yaşandığı 1993 yılı, hafızalara kazınmış acılarla doluydu. PKK saldırılarının ülkeyi kasıp kavurduğu o dönemde neredeyse her gün bir pusu, bir karakol baskını ya da bir yol kesme haberi geliyordu. Terör, adeta bütün bölgeyi teslim almaya başlamıştı.

Bu karanlık sürecin en acı olaylarından biri, Elazığ–Bingöl karayolunda gerçekleşti. Şehirlerarası bir otobüs durduruldu, kimlik kontrolü yapıldı ve Malatya’dan usta birliklerine gitmekte olan, sivil kıyafetli 36 er araçtan indirildi. Henüz gecenin üçüydü. Genç askerler yol kenarına dizildi, yan yana kol kola girmeleri emredildi ve ağır silahlarla dakikalarca tarandılar. Olay yerinde 1570 mermi kovanı bulundu. 33 asker orada şehit oldu, üçü ise öldü sanılarak bırakıldığı için kurtuldu.

Memleket ayağa kalkmıştı. Artık bir şeylerin değişmesi gerektiği açıktı; fakat terörle mücadeleyi yönetecek komutan bulmak bile zorlaşıyordu. O dönemde Hakkari Dağ Komando Tugayı’na atanması gereken birçok general çeşitli gerekçelerle görevlendirmeden kaçınıyor, hatta istifa etmeyi bile düşünenler oluyordu.

Bir Kurmay Albay Sahneye Çıktı

Haziran 1993’te, Genelkurmay Başkanlığı’nda yapılan görüşmede, rütbesi henüz tuğgeneral bile olmayan bir kurmay albay odaya girdi. Sicili parlaktı, başarısı biliniyordu. Konu dolandırılsa da sonunda asıl soru geldi:

“Seni Hakkari’ye gönderelim mi?”

Cevap tek kelimeydi:

“Emredersiniz.”

Ne düşünmek istedi ne de ailesiyle konuşmak için zaman istedi. “Hemen giderim” dedi.
Ve gitti.

Terörle Mücadele Tarihine Adını Yazdırdı

Göreve başladıktan sonra bölgede teröre karşı eşi benzeri görülmemiş bir operasyon temposu başlattı.

✔ Binlerce askerin katıldığı 857 operasyon yönetti.
✔ 21 sınır ötesi harekâtı bizzat komuta etti.
✔ Sahada askerle omuz omuza çarpıştı.
✔ PKK’nın dağ kadrosu onun döneminde yarı yarıya azaltıldı.

Askerler ona kısa sürede bir unvan verdi:
“Efsane Komutan.”

Buzul Dağı’nda -40 derecede, askerleriyle birlikte günlerce buzun üzerinde yattı. Tipiye yakalandılar, erzak bitti, donma riski baş gösterdi. “Çantalarınızı yakın, dipçiklerinizi yakın ama dayanacağız” dedi. O zor şartlardan çıkıp saklandıkları mağaralarda yüzlerce teröristi etkisiz hâle getirmeyi başardılar.

Bölgede terörü bekleyen değil, terörü kovalayan bir ordu düzeni kurdu.

Pamukoğlu Neden Emekli Edildi?

Bu soru yıllardır tartışılıyor. Kesin ve tek bir cevabı olmasa da çeşitli iddialar dile getiriliyor.

1) Dönemin Genelkurmay Başkanı ile yaşandığı söylenen anlaşmazlıklar

Detaylar hiçbir zaman tam olarak açıklanmadı, ancak bu iddiaların zayıf yanı şu:
Pamukoğlu bölgeye bizzat o dönemin komutanı tarafından seçilerek gönderilmişti.

2) İran sınırında gerçekleşen “Yarasa Harekâtı”nın iptal edilmesi

Jerma Betkar bölgesinde terör kamplarına yönelik geniş kapsamlı operasyon sürerken, Millî Güvenlik Kurulu’nca harekâtın durdurulduğu iddia edilir.
Daha sonra, bir karakol ziyareti sırasında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ile aralarında şu diyalog geçtiği aktarılır:

Demirel:
“Bu kişilerin İran’dan geldiğini ispatlayabilir misin?”

Pamukoğlu:
“Horoz dünyanın her yerinde horozdur! Resim çizip üzerine horoz yazmaya gerek yok!”

Bu sözlerin emeklilik kararında etkili olduğu konuşulur.

Pamukoğlu’nun Kendi Yorumu

Kendisine neden emekli edildiği sorulduğunda net bir açıklama yapmasa da, şu cümlesi oldukça dikkat çekicidir:

“Sanırım şöyle düşündüler:
Biz bunu şimdi bile kontrol edemiyoruz, bir de korgeneral olursa hiç edemeyiz.”

Zamanın çok konuşulan cevabı bu oldu.

Ödüller, Başarılar ve Miras

Osman Pamukoğlu’nun aldığı bazı önemli nişanlar:

• 1. Dereceden Altın Üstün Cesaret ve Feragat Madalyası

• 2 kez Üstün Cesaret ve Feragat Nişanı

• 5 kez Üstün Birlik Yetiştirme Nişanı (TSK’da bu sayıya sahip tek kişi)

PKK’ya karşı düzenlenen 24 sınır ötesi operasyonun 21’inde komuta sorumluluğu ona aitti.
1993–1995 arasında örgütün dağ kadrosunu 12 binden 5–6 bin bandına düşürdüğü belirtiliyor.

Görev sonrası siyasete atıldı; HEPAR’ın kurucu ve onursal başkanı oldu.
Ayrıca Atatürk’ün okuduğu tüm eserleri temin edip okuduğu biliniyor.
Edebiyat, anı, savaş stratejisi gibi alanlarda 16 kitap kaleme aldı.

Türkiye’de ona duyulan ilgi yıllardır azalmıyor; birçok kesimde hâlâ “Pamukoğlu göreve!” çağrıları duyuluyor.

“Bu coğrafyada Türkiye de dahil hükümetlerin, partilerin ABD çıkarlarına aykırı davranmaması ABD’nin tek hedefidir.
Anadolu çok hakim bir coğrafyadır. Karadeniz, Ege, Kafkasya, İran ve Orta Asya’nın yolu buradadır.
Bu coğrafyadaki bir ulusal hükümet tüm dünyayı kendine mecbur eder ve parmağında oynatır.
Ama onu yapacak hükümet lazım”**

Osman Pamukoğlu



**• “Türkiye’nin sadece 1 sorunu var.
O da seçmenlerin düzen siyasetçisinin peşinden koşması.”**

Osman Pamukoğlu




**• “Her şeyi, olacakları, yaşanacakları köy köy anlattık.
Görevimizi yaptık. Halk kendisi yaşayarak görmeyi, öğrenmeyi seçti.
Yaşayarak görecekler ve öğrenecekler…”**

Osman Pamukoğlu

5 Günlük Bebeğe Şiddet: Hemşire İçin Tutuklama Kararı!


Kahramanmaraş’ta 5 günlük bir bebeğe şiddet uyguladığı iddia edilen hemşire Hazel Dırık Bağrıyanık hakkında tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkarıldı. 2021 yılında yaşanan olayla ilgili dava, bugün görülen duruşmada önemli bir gelişmeye sahne oldu. Mahkeme, sanığın tutuklanmasına hükmederek duruşmayı 19 Şubat tarihine erteledi.

BEŞ GÜNLÜK BEBEĞE ŞİDDET İDDİASI

Olay, 26 Mayıs 2021’de Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi’nde meydana geldi. Sema ve Abdullah Bozoklar çiftinin düşük kiloda dünyaya geldiği için kuvöze alınan kızları Deniz Esin Bozoklar, kan alma işlemi sırasında hemşire tarafından darbedildiği iddiasıyla gündeme gelmişti.

Güvenlik kameralarına yansıyan görüntülerde, hemşire Hazel Dırık Bağrıyanık’ın, işlem sırasında huzursuzlanan bebeğe baş bölgesine defalarca vurduğu ve bacaklarını sıktığı öne sürüldü. Olay, başka bir hemşirenin bebeğin bacağındaki şişliği fark etmesi üzerine ortaya çıktı.

GÖRÜNTÜLER DOSYAYA GİRDİ

Durum hastane yönetimine bildirildi ve kamera kayıtları incelendiğinde, hemşirenin bebeğe sert şekilde müdahale ettiği tespit edildi. Bunun üzerine Bağrıyanık’ın kurumla ilişiği kesildi ve İl İdare Kurulu tarafından yargılanmasının önü açıldı.

Hazel Dırık Bağrıyanık hakkında “kasten yaralama” suçlamasıyla açılan davada 3 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor. Sanık, bugüne kadar tutuksuz yargılanıyordu.

MAHKEMEDEN TUTUKLAMA KARARI

Kahramanmaraş 10. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, Bozoklar ailesinin avukatı Sait Bolat, olayın görüntülerinin dosyada yer aldığını vurgulayarak sanığın tutuklanmasını talep etti. Mahkeme heyeti, talebi değerlendirerek hemşire hakkında tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkardı.

Davanın bir sonraki duruşması 19 Şubat'ta yapılacak.

SON SÖZ 

Gerçekten dünyanın çivisi çıktı. Bu nasıl bir caniliktir, aklım almıyor artık.
Biz nasıl böyle bir ülke haline geldik arkadaşlar?
Henüz 5 günlük bir bebeğe bunu nasıl yaparsın? Ne yapmış olabilir ki o masum bebek…
Gerçekten çok hızlı şekilde kötü bir yere gidiyoruz ve bu durum beni ciddi anlamda rahatsız ediyor, huzursuz ediyor.

Bir de bu kişi için 3 yıla kadar ceza konuşuluyor. 3 yıl nedir? Böyle bir insanın ömür boyu ceza alması gerektiğini düşünüyorum.
Benim kişisel görüşüm, bu tür ağır suçlarda – özellikle bebeklere yönelik şiddet, taciz, tecavüz gibi vicdanı yok eden eylemlerde – en ağır yaptırımların uygulanmasının şart olduğudur.
Normalde idamın gelmesini savunan biri değilim, ancak bu tarz insanlık dışı suçlarda toplumun vicdanı gerçekten çok yaralanıyor.

Meclis, İmralı Tutanaklarını Yayınladı: Öcalan ile Yapılan Görüşmenin Ayrıntıları Ortaya Çıktı


Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), İmralı Adası’nda gerçekleştirilen görüşmenin tam tutanaklarını kamuoyuna açıkladı. Söz konusu görüşme, TBMM bünyesinde kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu adına oluşturulan heyetin 24 Kasım 2025’te İmralı’ya yaptığı ziyaret kapsamında gerçekleşmişti.

Heyette, AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman, DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit ve MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız yer almıştı. Heyet, terör örgütü PKK’nın hükümlü lideri Abdullah Öcalan ile yapılan görüşmede gündeme gelen başlıkları Meclis'e iletmişti.

Meclis tarafından paylaşılan tutanaklarda, görüşmede ele alınan konular, tarafların değerlendirmeleri ve ilettikleri mesajların ayrıntıları ilk kez tam metin olarak yayımlandı.

3310'dan tüm birimlere,ben Ali Gaffar Okkan. Bu size ilk ve son uyarımdır. Diyarbakır halkına eziyet edeni yakarım!.... Gaffar Okan🥀


Diyarbakır İl Emniyet Müdürü Ali Gaffar Okkan’ı, şehit edilişinin 25. yıl dönümünde rahmetle, minnetle ve özlemle anıyoruz.

Gaffar Okkan Kimdi?

24 Şubat 1952’de Sakarya Hendek’te, fırıncı Fikri’nin oğlu olarak dünyaya gelen Ali Gaffar Okkan, hayatı boyunca makamı değil, halkı ön planda tutan bir devlet adamıydı.
Kendi sözleriyle:
“Fırıncı Fikri’nin oğlu olarak çıplak geldim, çıplak gideceğim. Bize kalacak olan arkamızdan edilecek dualardır.”

18 Kasım 1997’de Diyarbakır İl Emniyet Müdürü olarak atandı ve 1998’in ilk günlerinde göreve başladı. Göreve gelir gelmez şehri tanımak için günlerce tebdil-i kıyafetle sokaklarda dolaştı. Çaycıya, ciğerciye, esnafa “Param yok” deyip halkın samimi tepkisini ölçtü; aldığı sıcak cevaplar karşısında duygulandı.

Bir Diyarbakırlının yıllar sonra anlatacağı şu cümle, onun şehre nasıl dokunduğunu özetliyordu:

“Yıllarca polislerden hakaret gördük. O ise beni görünce sarıldı. Hem de sıradan bir polis değil, 5500 polisin amiri…”

Halkın İçinden Bir Müdür

Görev süresince Diyarbakır’da huzuru en üst seviyeye çıkaran Okkan, herkesin gönlünde yer eden uygulamalara imza attı:

• Yolda gördüğü yaşlıları makam aracıyla evlerine bıraktı.

• Sokakta karşılaştığı vatandaşlara kendi cep telefonunu verdi.

• İhtiyaç sahibi ailelere kendi imkânları ve hayırseverlerin desteğiyle yardım ulaştırdı.

• Çocukların eğitimine destek oldu, sokak çocuklarını yeniden okula kazandırdı.

• Gençleri terörden ve kötü alışkanlıklardan uzak tutmak için spora yönlendirdi.

• Amatör kulüpleri malzeme yardımlarıyla ayakta tuttu.

Diyarbakır’da ilk kez kadın polislerin trafiğe çıkması onun talimatıyla oldu. Mavi-beyaz iki küçük otomobile yerleştirdiği kadın polis ekipleri, kayıp çocukları ailelerine ulaştırıyor, yaşlılara yardım ediyordu.

Bu çalışmalar, onu sadece bir emniyet müdürü değil, Diyarbakırlıların gözünde “Gaffar Baba” yaptı.

Halkın Gönlünde Yaşayan Bir Kahraman

24 Ocak 2001’de saat 17.40 sularında Şehitlik semti Sezai Karakoç Bulvarı’nda kurulan hain pusuda, Ali Gaffar Okkan ile birlikte polis memurları Mehmet Kamalı, Sabri Kün, Mehmet Sepetçi, Atilla Durmuş ve Selahattin Baysoy şehit edildi.
Suikastın failleri hâlâ meçhul.

Okkan’ın ölüm haberi duyulduğunda Diyarbakır’da hayat durdu:

• Esnaf kepenk indirdi.

• Dolmuşlar çalışmadı.

• Halk sokaklarda gözyaşlarıyla toplandı.

• Binlerce çocuk “Gaffar” ismini aldı.

• Onun fotoğrafları yıllarca Diyarbakır’ın birçok yerinde asılı kaldı.

X koduyla bilinen telsiz çağrı adı “3310”, bugün bile hafızalardadır:
“Diyarbakır halkına eziyet edeni yakarım!”

Bu sözü, halka olan sevgisinin ve adalet anlayışının en açık göstergesiydi.

Onu Hiç Unutmadık

Ali Gaffar Okkan, makam peşinde koşmayan, görevini halkın sevgisiyle birleştiren örnek bir devlet adamıydı.
“Hizmet adamı” olmanın ne demek olduğunu tüm Türkiye’ye gösterdi.

Şehadetinin yıldönümünde tekrar söylüyoruz:

Unutmadık.
Unutturmayacağız.
Ruhu şad, mekânı uçmag olsun.






23 Ocak 2026 Cuma

Vurulduk Ey Halkım Unutma Bizi... 🥀

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet için canını veren şehidimiz Ugur Mumcu aramızdan koparılışının 33. yıldönümünde 

Anısına saygıyla 🥀


19 Ocak 2026 Pazartesi

Bu Tutukluluk Neden? Sağlık Riski Görmezden Geliniyor

NE OLMUŞTU? 

İBB’ye yönelik yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan Murat Çalık, haftalardır hem adli hem de sağlık yönüyle kritik bir süreçten geçiyor. Çalık, soruşturmalar çerçevesinde Buca Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’ne gönderilmiş; bu dönemde mevcut sağlık sorunları nedeniyle defalarca hastaneye sevk edilmişti.

Çalık, daha önce iki kez kanser tedavisi görmüş bir isimdi. Tutukluluk süresi boyunca kemik biyopsisi uygulanmış, son olarak boynunda tespit edilen kitle nedeniyle 13 Ocak’ta İzmir Katip Çelebi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ameliyat edilmişti. Ameliyattan kısa süre sonra yeniden cezaevine götürülen Çalık’ın sağlık durumu, takip eden günlerde yeniden bozuldu.

Geçtiğimiz cumartesi akşamı artan ağrı, şişlik ve ameliyat bölgesinde oluşan komplikasyonlar nedeniyle Çalık tekrar hastaneye kaldırıldı. Bayraklı Şehir Hastanesi’nde yapılan ultrason incelemesinde, ameliyat yerinde sıvı birikimi tespit edildi. Açık yara ve enfeksiyon bulguları üzerine pansumanı yenilendi ve tedavisi aynı gece tamamlandı.

Sağlık kontrollerinin ardından Murat Çalık, yeniden Buca Cezaevi’ne gönderildi. Doktorların, pansuman uygulamasının daha sık ve düzenli şekilde yapılması gerektiğini cezaevi yönetimine bildirdiği belirtildi. Çalık’ın sağlık durumunun önümüzdeki günlerde tekrar izleneceği ifade ediliyor.



Bu bir insanlık sorunudur.

Murat Çalık şu anda ağır sağlık problemleri yaşarken cezaevinde tutuluyor. Kendisi terör, şiddet ya da toplumu tehdit eden bir suçtan dolayı değil; hakkındaki iddialar henüz yargı süreci devam eden bir dosyayla tutuklu bulunuyor. Bir insanın sağlık durumu bu kadar kritik hale gelmişken gerekli hassasiyetin gösterilmemesi kabul edilemez.

İnsana bu derece bir fiziksel ve psikolojik yük bindirilmesi, toplum vicdanını zedeleyen bir durumdur. Bu kişi içeride hayatını kaybetse, bunun sorumluluğuna dair kamuoyu elbette sorular soracaktır.

Çalık’ın tutukluluk hali, iddia edilen dosya kapsamında “yolsuzluk” suçlamasına dayanıyor; ancak bu suçun kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmadığını, sürecin devam ettiğini hatırlatmak gerekiyor.

Öte yandan, geçtiğimiz dönemlerde farklı suçlardan hüküm giymiş ya da tutuklu bulunan geniş bir grubun tahliye edildiği biliniyor. Bu kişilerin bir kısmının tekrar suç işlediği örnekler kamuoyuna yansıdı. Böyle bir tabloda, Çalık’ın sağlık durumu bu kadar ağırlaşmışken tahliye edilmemesi doğal olarak toplumda soru işaretleri doğuruyor.

Burada temel mesele şudur:
Hukukun herkese eşit uygulanması ve her bireyin yaşam hakkının korunması.

Murat Murat Çalık hakkında “neden adli kontrol veya sağlık nedeniyle tahliye uygulanmadığı” sorusu, siyaset üstü bir insan hakları sorusudur. Bu tür kararların toplumda “siyasi gerekçe” algısı oluşturması ise yargıya olan güveni zedelemektedir.

Yapılması gereken bellidir:
Sağlığı ciddi risk altındaki her tutuklu için, hukuk çerçevesi içinde gerekli insani tedbirler derhal alınmalıdır.

Hukukun ve insan onurunun gereği, bu tutukluluk sürecinin derhal gözden geçirilmesidir.

16 Ocak 2026 Cuma

İçeride Duruşma Dışarıda Arbede


Silivri’de Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptaline karşı açtığı davanın ilk duruşması öncesi gerginlik yaşandı. Marmara Cezaevi yerleşkesindeki alanda toplanan yurttaşlara jandarma müdahale etti. Müdahale sırasında CHP Çatalca Kadın Kolları Mahalle Başkanı Yasemin Ünlü’nün kaburgası kırıldı. Olay, hem siyasilerin hem de kamuoyunun tepkisine yol açtı.
Duruşmayı takip etmek üzere Silivri’ye gelen CHP lideri Özgür Özel ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu da gelişmeleri yakından izledi. Mahkeme, duruşmayı tamamlayarak kararın 15 gün içinde yazılı olarak bildirileceğini açıkladı.

Jandarma müdahalesi: Kaburga kırıldı

Duruşma öncesi salon kapasitesinin yetersiz olduğu gerekçesiyle içeri alınmayan kalabalıkla jandarma arasında arbede çıktı. Cop ve biber gazıyla yapılan müdahalede yaralananlar oldu. CHP’li Yasemin Ünlü fenalaşarak cezaevi yerleşkesindeki hastaneye kaldırıldı. Yapılan kontrollerde kaburgasının kırıldığı tespit edildi. İlk müdahaleyi doktor olan Bakırköy Belediye Başkanı Ayşegül Ovalıoğlu yaptı.
CHP Başakşehir İlçe Başkanı Beyzade Kayabaşı, “Kadınlarımız ezildi, mahalle başkanımızın kaburgası kırıldı. Bu uygulama artık dayanılmaz hâle geldi” diyerek tepki gösterdi.

Dilek Kaya İmamoğlu’ndan sert tepki

Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek Kaya İmamoğlu, sosyal medya hesabından çok sert bir açıklama yaparak şu soruyu yöneltti:
“Bir kadının kemiklerinin kırılmasının hesabını kim verecek? Halkın destek vermesinin engellenmesini kim açıklayacak?”
İmamoğlu, hukuka dönülmesi gerektiğini belirterek yaralanan partililere geçmiş olsun dileklerini iletti.

Savcılık soruşturma başlattı

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, yaşanan olaylara ilişkin jandarmaya yönelik “mukavemet” ve “hakaret” iddialarıyla soruşturma başlatıldığını duyurdu.

Duruşmada İmamoğlu’nun çıkışı: “Bu dava hukuk devletinin testidir”

İstanbul 5. İdare Mahkemesi’nde görülen davada söz alan Ekrem İmamoğlu, diplomasının iptal edilmesine karşı tüm belgelerini sunduğunu hatırlatarak şunları söyledi:
“Bu dava sadece bir diploma meselesi değil; Türkiye’de hukuk devletinin ayakta olup olmadığının sınandığı bir süreçtir. Bir gencin emeğini yıllar sonra geriye doğru sökemezsiniz.”
Mahkeme başkanı ile İmamoğlu arasında zaman zaman gerginlik yaşandı. İmamoğlu, salona dönerek konuştuğu gerekçesiyle uyarı alsa da konuşmasını sürdürdü.

Dışarıdan gelen sloganlar duruşma salonuna ulaştı

Duruşma devam ederken dışarıda bekleyen kalabalığın “Cumhurbaşkanı İmamoğlu” sloganları salon içinde duyuldu. Yoğun güvenlik önlemleri nedeniyle içeri alınamayan yurttaşlar uzun süre dışarıda bekletildi.

Duruşma tamamlandı: Karar 15 gün içinde

Mahkeme, tarafların beyanlarını alarak duruşmayı sonlandırdı. Kararın iki hafta içinde yazılı olarak iletileceği duyuruldu.

14 Ocak 2026 Çarşamba

CHP’den MEB’e “Atatürk’süz rapor” tepkisi: “Cumhuriyet değerleri hedef alınıyor!”

Milli Eğitim Bakanlığı’nın ilkokul öğrencileri için başlattığı yeni değerlendirme sistemi, kamuoyunda tartışma yarattı. 1. ve 2. sınıf öğrencilerine dağıtılan “öğrenci gelişim raporlarında” Atatürk’e yer verilmemesi, eğitim çevrelerinin yanı sıra siyasette de sert eleştiriler doğurdu. Konuyu gündeme taşıyan Cumhuriyet’in haberinin ardından CHP’li Suat Özçağdaş, Bakan Yusuf Tekin'i ağır sözlerle eleştirdi.

Yeni sistem: Büyük öğrencide karne, küçüklerde gelişim raporu

MEB’in uygulamasına göre 3. ve 4. sınıf öğrencileri Atatürk görselli klasik karnelerini almaya devam ederken, 1. ve 2. sınıf öğrencilerine farklı bir formatta hazırlanan gelişim raporları verildi.
Tartışmanın odağında ise bu raporlarda Atatürk, İstiklal Marşı veya Gençliğe Hitabe gibi Cumhuriyet’i simgeleyen unsurların bulunmaması yer aldı. Veliler, “aynı okulda iki farklı sembolik uygulama” eleştirisi yaparken eğitim uzmanları da kararın pedagojik karşılığı olmadığını belirtti.

CHP’li Özçağdaş: “Atatürk yok, siyasi içerik var”

Gelişmeler üzerine açıklama yapan CHP İstanbul Milletvekili ve Gölge Milli Eğitim Bakanı Suat Özçağdaş, Bakanlığın yaklaşımını eleştirerek şu değerlendirmeyi yaptı:
“Birinci ve ikinci sınıf öğrencilerine verilen raporlarda Atatürk’ten tek bir iz yok. Buna karşın iktidarın siyasi çalışmalarını hatırlatan ifadeler yer alıyor. MEB, Cumhuriyet'in kurucu değerlerini görmezden gelmeyi neredeyse kurumsal politika haline getirdi.”
Özçağdaş, eğitim sisteminin kamusal ve laik yapısının zedelendiğini savunarak Bakan Tekin’i “eğitimi partizan bir çizgiye çekmekle” suçladı.

“Atatürk’ü silme çabası sonuç vermez”

Açıklamasında AKP'nin siyasi mesajlarını çocukların eğitim belgelerine taşıdığını ifade eden Özçağdaş, şu sözlerle devam etti:
“Çocukların gelişim raporunu bile propaganda malzemesine çevirmek isteyen bir anlayışla karşı karşıyayız. Ne yaparsanız yapın, Atatürk bu ülkenin en köklü değeridir ve toplumun hafızasından silinemez.”
CHP'li isim, konunun takipçisi olacaklarını söyledi.

TBMM’de İsmet İnönü Gerginliği: AKP–CHP Arasında Sert Atışma


TBMM Genel Kurulu, Karayolları Trafik Kanunu görüşmeleri sırasında AKP ve CHP milletvekilleri arasında İsmet İnönü üzerinden çıkan tartışma nedeniyle bir anda gerildi. AKP İstanbul Milletvekili Adem Yıldırım’ın, “Geldi İsmet, kesildi kısmet” sözüne atıfta bulunarak CHP’yi hedef alan ifadeleri Genel Kurul’da tansiyonu yükseltti. CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, Yıldırım’ın sözlerine sert tepki gösterdi ve “Yazıklar olsun” diyerek karşılık verdi.

AKP’li Yıldırım’ın Sözleri Tartışmayı Başlattı

Gündem dışı konuşmalar sırasında söz alan AKP’li Adem Yıldırım, Ankara’daki su krizine ilişkin Mansur Yavaş’ı eleştirirken şu ifadeleri kullandı:

• “Bir zamanlar ‘geldi İsmet, kesildi kısmet’ denirdi, şimdi ‘geldi CHP, kesildi hizmet’ deniliyor.”

• “Su işi CHP’ye bırakılmayacak kadar ciddi bir iştir.”

• “CHP, sosyal medya belediyeciliğinden öteye geçemiyor.”

Bu sözler CHP sıralarında büyük tepkiye yol açtı.

Başarır: ‘İsmet Paşa olmasaydı bugün kim olurdunuz?’

Sataşma nedeniyle söz hakkı alan CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, Yıldırım’ın İsmet İnönü’ye yönelik sözlerine çok sert çıktı:

“Kurtuluş Savaşı kahramanı, Lozan’ın mimarı İsmet Paşa’ya böyle konuşamazsınız. O olmasaydı kısmetinizde ne olurdu bilemem. Sana yazıklar olsun.”

Başarır, Yıldırım’ın sözlerinin Türk milletinin ortak değerlerine saygısızlık olduğunu belirtti.

Pervin Buldan’dan Her İki Tarafa Uyarı

Genel Kurul oturumunu yöneten TBMM Başkanvekili Pervin Buldan, tartışmanın büyümesi üzerine devreye girerek milletvekillerini sakin olmaya çağırdı:

• “Böyle karşılıklı atışma olmaz.”

• “Çocuklara verilen isimler üzerinden polemik yapılmasını doğru bulmuyorum.”

• “Her milletvekili konuşma hakkını kullansın fakat tansiyonu yükseltecek ifadelerden uzak duralım.”

Yıldırım Yeniden Söz Aldı: ‘Bu benim uydurduğum bir söz değil’

AKP’li Adem Yıldırım, eleştirilerin ardından yeniden söz alarak kendini savundu:

• “‘Geldi İsmet, kesildi kısmet’ sözü Türkiye’de bilinen bir gerçektir.”

• “CHP’nin hizmetsizlik dönemini özetleyen bir ifadedir.”

• “Kim çocuğuna hangi ismi koymuş, onun tartışması üzerinden siyaset yapılmasını doğru bulmuyorum.”

Bu açıklamalar üzerine Genel Kurul’da sesler tekrar yükseldi.

Buldan: ‘İsimler üzerinden siyaset yapılması doğru değil’

Buldan bir kez daha araya girerek ortamı yatıştırmaya çalıştı:

“Kim çocuğuna ne isim koyacağına kendisi karar verir. Bu konuda kimseye hesap verilmez. Bu tür örnekler üzerinden polemik yaratılmasını doğru bulmuyorum.”

Başarır: ‘Kurucu değerlere saygı gösterilmeli’

Verilen aranın ardından Başarır tekrar kürsüye çıkarak son bir açıklama yaptı:

• “Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü bu ülkenin kurucu değerleridir.”

• “Bir milletvekili çıkıp bu isimlere hakaret eder gibi konuşamaz.”

• “Milyonlarca yurttaş adına o milletvekilini özür dilemeye çağırıyorum.”

Başarır’ın konuşmasının ardından AKP sıralarından itirazlar yükseldi; tartışma yer yer sözlü atışmalara ve karşılıklı yürümelere dönüştü.

Genel Kurul’da Tartışma Bitmedi

Verilen araya rağmen tansiyon düşmedi. Milletvekilleri arasında sözlü tartışmalar ve yerinden tepkiler devam etti. Meclis Başkanvekili Buldan, oturum düzenini sağlamak için sık sık uyarılarda bulunmak zorunda kaldı.

Özet

• TBMM’de “İsmet İnönü” üzerinden büyük tartışma çıktı.

• AKP’li Yıldırım’ın sözleri CHP sıralarını ayağa kaldırdı.

• Başarır sert tepki gösterdi: “Sana yazıklar olsun.”

• Pervin Buldan iki tarafı da isimler ve değerler üzerinden polemik yapmamaları konusunda uyardı.

• Tartışma verilen aranın ardından da devam etti.

MEB, Tuzla İlçe Müdürünü Jet Hızıyla Siteden Sildi: Metin Çangır FETÖ Soruşturmasında Gözaltında!


Cumhuriyet yazarı Can Uğur 'un özel haberine göre…

İstanbul merkezli beş ilde düzenlenen geniş kapsamlı FETÖ operasyonunda, 81 kişiyle birlikte Tuzla İlçe Millî Eğitim Müdürü Metin Çangır’ın da gözaltına alınması büyük yankı uyandırdı. Operasyonun duyurulmasının hemen ardından Millî Eğitim Bakanlığı’nın Çangır ile ilgili bilgileri resmi internet sitesinden kaldırması dikkat çekti.

Geniş Çaplı Operasyon: 81 Gözaltı

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın açıkladığı operasyon kapsamında İstanbul, Ankara, İzmir, Diyarbakır ve Balıkesir’de eş zamanlı baskınlar gerçekleştirildi. Soruşturma dosyasında yer alan bilgilerde, şüphelilerin örgütün gizli iletişim programı ByLock’u kullandıkları, FETÖ’nün mahrem yapılanmalarında görev aldıkları ve örgüt bağlantılı şirketlerle finansal ilişkiler yürüttükleri belirtildi.

Bakanlık Çangır’ın Bilgilerini Sildi

2023 yılında Tuzla İlçe Millî Eğitim Müdürü olarak göreve getirilen Metin Çangır’ın gözaltına alınması üzerine MEB’in harekete geçtiği görüldü. Operasyon haberlerinin yayılmasının ardından Bakanlığın resmi sayfasındaki ilçe müdürleri listesinden Çangır’ın adı ve görev bilgileri tamamen kaldırıldı. Çangır’ın görevden alındığı, hakkında idari soruşturma başlatıldığı öğrenildi.

Eğitim-Bir Sen Geçmişi Yeniden Tartışma Yarattı

Çangır’ın gözaltına alınması, “liyakat” ve “atama süreçleri” konularında yeni tartışmaları beraberinde getirdi. Uzun yıllar iktidara yakınlığıyla bilinen Eğitim Bir-Sen’de yöneticilik yapan Çangır’ın, bu görevlere nasıl seçildiği ve geçmişte herhangi bir incelemeye tabi tutulup tutulmadığı yeniden gündemde.

Siyasi Koruma İddiaları Yeniden Gündemde

FETÖ ile mücadelede “siyasi ayak” ve devlet içindeki örgütlenme tartışmaları yıllardır sürerken, bir ilçe millî eğitim müdürünün aktif görevdeyken gözaltına alınması eleştirilere yeni boyut kazandırdı. Kamuoyu, bu operasyonun ilerleyen süreçte kamu kurumlarındaki diğer yapıları ortaya çıkarıp çıkarmayacağını merak ediyor.

Soruşturma Derinleşiyor

Emniyet kaynaklarından alınan bilgilere göre Çangır ve diğer şüphelilerin ifade işlemleri devam ediyor. Soruşturmanın ilerleyen günlerde yeni gözaltılarla genişleyebileceği belirtiliyor.

12 Ocak 2026 Pazartesi

Ankara’da Su Krizi: ABB’den Gökçek’e Suç Duyurusu, DSİ–ASKİ Gerilimi Büyüyor, 2050 Vaadi Tartışma Konusu Oldu


Ankara’da haftalardır süren su kesintileri, siyaset ile kamu kurumları arasında karşılıklı suçlamalara dönüştü. Büyükşehir Belediyesi’nin eski belediye başkanı Melih Gökçek hakkında “3. hat” iddiaları nedeniyle suç duyurusunda bulunacağını açıklaması, tartışmayı yeni bir boyuta taşıdı. Öte yandan DSİ–ASKİ arasında sorumluluk gerilimi tırmanırken, CHP’li Gökan Zeybek’in “AKP’nin 2050 su vaadi çöktü” çıkışı gündemi daha da hareketlendirdi.

ABB: “3. hat Gökçek döneminde kapatıldı; iddialar gerçek dışı”


Ankara Büyükşehir Belediyesi, Melih Gökçek’in “3. hat vardı, biz kullanıyorduk, Mansur Yavaş bağlamadı” sözlerine karşı kapsamlı bir açıklama yayımladı.

Belediye, ASKİ arşivlerinde bulunan 2012 tarihli resmi belgeleri paylaşarak hattın 2013 yılında Gökçek döneminde iptal 
edildiğini ortaya koydu. Açıklamada, Kesikköprü’den cazibe hattının devre dışı bırakılmasının Ankara’nın bugün yaşadığı teknik kırılganlığın temel nedeni olduğu belirtildi.

Açıklamada şu teknik noktalara dikkat çekildi:

• c. hattın iptali sonrası Etimesgut–Bağlıca bölgesi pompalarla ters yönden beslenmeye başladı.

• Bu sistem arızalara açık, basınç düşüklüğü yaratan ve kuraklıkta ilk çöken yapı olarak tanımlandı.

• 2012 tarihli belgelerde sistemin “geçici” olduğunun altı çizildi.

ABB, Gökçek’in “yanlış bilgilendirme yaparak kamuoyunu manipüle ettiğini” belirterek Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunacağını açıkladı.


CHP’li Gökan Zeybek: “2050’ye kadar su sorunu çözüldü demiştiniz; neden çöktü?”

Tartışmalara CHP’den ilk yüksek tonda çıkış geldi.

CHP Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek, AKP’li Hasan Basri Yalçın’ın “Ankara 3 aydır susuz” sözlerine tepki göstererek şu soruları yöneltti:

• 2050’ye kadar su sorunu çözüldü” vaadi neden gerçek çıkmadı?

• Gerede hattı 2025 boyunca neden aylarca sıfır su verdi?

• DSİ, neden Ankara için yeni su kaynağı planlamadı?

Zeybek, su kaynaklarının planlanması ve işletilmesinin Anayasa ve yasalar gereği DSİ’nin görevi olduğunu hatırlatarak, Tarım ve Orman Bakanlığı’nı göreve çağırdı.

DSİ: “Sorumluluk belediyede” – ASKİ: “Tüm uyarılar yıllarca yanıtsız bırakıldı”

Tartışmanın bir diğer boyutu DSİ ile ASKİ arasında yaşanıyor.

DSİ ne dedi?

DSİ yazılı açıklamasında:

• İçme suyu temininin ve kayıp-kaçak oranlarının belediyenin sorumluluğu olduğunu,

• Ankara’daki kayıp-kaçak oranının %37 olduğunu,

• Bu oranın %25’e düşürülmesi hâlinde 53 günlük suyun barajlarda kalacağını,

• Baraj doluluk oranının %4,7’ye kadar gerilediğini

belirtti. 

ASKİ nasıl yanıt verdi?

ASKİ, DSİ’yi yıllardır yapılan uyarıları dikkate almamakla suçladı:

• 2024 ve 2025’te DSİ’ye defalarca başvurulduğunu,

• Kesikköprü’den yapılacak tahsisin ihtiyacın çok altında kaldığını, çünkü suyun %91’inin enerji üretimine ayrıldığını,

• DSİ’nin yeni su kaynağı planlaması yapmadığını,

• Büyük ölçekli projelerin çoğunun büyükşehir tarafından dış finansmanla hayata geçirildiğini 

vurguladı. 

ASKİ, Çamlıdere–İvedik hattı ve Yenimahalle–Keçiören ana hatları gibi projelerin bizzat kendileri tarafından yapıldığını hatırlatarak DSİ’nin “Bu bizim görevimiz değil” açıklamasının kendi mevzuatıyla çeliştiğini savundu.


2050 vaadi tartışmanın merkezi oldu

Gerede hattının “2050’ye kadar çözüm” olarak tanıtılmış olmasına rağmen aylarca su verememesi, tartışmanın en çarpıcı başlığı hâline geldi.

CHP’li Zeybek’in yönelttiği sorular şöyle:

•Gerede hattı neden aylarca devre dışı kaldı?

•2050 garantisi nasıl boşa çıktı?

•DSİ neden Ankara’ya yeni su kaynağı vermedi?

Bu sorulara hükümet kanadından henüz kapsamlı bir yanıt verilmiş değil.


Sonuç: Ankara’daki su krizi teknik bir sorun olmaktan çıktı, büyük bir siyasi hesaplaşmaya dönüştü 

•ABB–Gökçek gerilimi suç duyurusuna kadar vardı.

•DSİ–ASKİ hattında yetki ve sorumluluk tartışması büyüyor.

•CHP, iktidara “2050 su vaadi çöktü” çıkışıyla yükleniyor.

•İktidar cephesi ise sorunların belediyeden kaynaklandığını savunuyor.


Ankara’daki su kesintilerinin ne kadar süreceği ve kurumlar arası krizin nasıl çözüleceği ise belirsizliğini koruyor.

SON SÖZ

Bu su kesintilerinin belediyeden değil, hükümet tarafından Mansur Yavaş’a karşı oynanan bir siyasi oyun olduğunu düşünüyorum.

8 Ocak 2026 Perşembe

Halep’te Gerilim Kritik Seviyede: Üç Kürt Mahallesinde Sokağa Çıkma Yasağı ve Tahliyeler


Suriye’de Şam yönetimi ile SDG arasında aylardır sürdürülen entegrasyon görüşmelerinin çıkmaza girmesi, Halep’teki tansiyonu hızla tırmandırdı. Kentin Kürt nüfusun yoğun olduğu Şeyh Maksud, Eşrefiye ve Beni Zeyd mahallelerinde çatışmalar üçüncü gününe girerken, bölgelerde tam sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Çatışmalar nedeniyle binlerce sivil evlerini terk etmek zorunda kaldı.

13.30’da “nokta operasyon” duyurusu


Suriye’nin geçici yönetimine bağlı güçler, bugün itibarıyla SDG hedeflerine yönelik “nokta atışı” bir operasyon başlatılacağını açıkladı. Sivillerin çatışma alanlarından uzak durması istendi. Sabah saatlerinden bu yana topçu, obüs ve İHA saldırılarının yoğunlaştığı belirtiliyor. İlk bilgilere göre en az 6 sivil yaşamını yitirdi, onlarca kişi yaralandı.

Hava trafiği durdu, kamusal faaliyetler askıya alındı


Gerilimin artması üzerine Halep Uluslararası Havalimanı uçuşlara kapatıldı. Kentte okullar ve kamu kurumlarında faaliyetler durduruldu. Yerel yetkililer, son 24 saatte yaklaşık 10 bin kişinin bölgeden ayrıldığını bildirdi.

Şam yönetimi: “Anlaşmalar ihlal edildi”


Suriye Enformasyon Bakanı Hamza Mustafa, operasyonların “sivil tesislere yapılan saldırılara karşılık” olduğunu savunarak SDG’nin “Nisan ve 10 Mart anlaşmalarındaki yükümlülükleri yerine getirmediğini” ileri sürdü. Mustafa, diyaloğun ancak “tek devlet, tek ordu” ilkesi temelinde sürdürülebileceğini söyledi.

SDG: “Askerî hedefimiz yok, siviller hedef alınıyor”


SDG ise bölgede askerî yapıları bulunmadığını ve hedef alınan noktaların tamamen sivil alanlar olduğunu belirtti. Uluslararası kurumlara “acil müdahale” çağrısı yapıldı.

Kürt kurumlarından peş peşe açıklamalar

•Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi, mahallelerin “sivil yerleşim” olduğunu vurgulayarak saldırıları anlaşma ihlali olarak niteledi.

•DEM Parti, yaşananları “katliam girişimi” olarak değerlendirdi.

•Mesud Barzani, bölgede “etnik temizlik riski” bulunduğunu söyledi.

•Diyarbakır Barosu, saldırıların uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirterek acil çağrıda bulundu.

Halep Valiliği, sivillerin tahliyesi için insani koridor oluşturulduğunu duyurdu. Uzmanlar, çatışmaların seyrinin hem Suriye iç dengeleri hem de bölgesel ilişkiler açısından kritik olduğuna dikkat çekiyor.

Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Halep’te HTŞ kontrolündeki güçlere karşı başlatılan operasyonla ilgili açıklama yaparak, Suriye yönetiminin talep etmesi halinde Türkiye’nin destek sağlayabileceğini duyurdu.

MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, haftalık basın bilgilendirme toplantısında yaptığı konuşmada, son günlerde Halep’te yaşanan gelişmeleri yakından takip ettiklerini belirtti.

Aktürk, Suriye ordusunun operasyonuna ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

Sivil yerleşimlere ve güvenlik güçlerine yönelik saldırılarda dört kişinin yaşamını yitirdiği, 18 kişinin de yaralandığı yönünde bilgi bulunmaktadır. Bu saldırıların ardından Suriye hükümeti, kamu düzenini sağlamak ve sivillerin güvenliğini korumak amacıyla bölgede terörle mücadele operasyonu başlatmıştır. Operasyon tamamen Suriye Silahlı Kuvvetleri tarafından yürütülmektedir. Suriye’nin güvenliği bizim için de hayati bir konudur.”

MSB açıklamasında ayrıca Türkiye’nin ilkesel tutumu şu sözlerle vurgulandı:

Türkiye, Suriye’nin egemenliği, toprak bütünlüğü ve ‘tek ordu’ anlayışı çerçevesinde terörle mücadele çabalarını desteklemektedir. Bu doğrultuda, Suriye yönetiminin resmi talepte bulunması halinde gerekli destek sağlanacaktır.”

Gebze’de Atatürk Anıtı Gece Yarısı Söküldü: Tepkiler Büyüyor

Kocaeli’nin Gebze ilçesinde, Cumhuriyet Meydanı’nda yaklaşık 40 yıldır bulunan Atatürk Anıtı’nın gece yarısı vinçlerle yerinden kaldırılması, kentte büyük tartışmalara neden oldu. Metro ve meydan düzenleme projesi kapsamında yapılan işlem, hem vatandaşlardan hem de muhalefet temsilcilerinden sert tepki gördü.

Gece Operasyonu Tepki Çekti


Edinilen bilgilere göre, anıtın sökümü gece yarısından sonra başlatıldı. Çalışmaların fark edilmesi üzerine CHP Gebze İlçe Başkanı Gökhan Orhan, İYİ Parti Gebze İlçe Başkanı Birol Elüstü ve Gebze Belediyesi CHP Meclis Üyesi Ahmet Kadı meydanına giderek iş makinelerinin çalışmalarını durdurdu.

Muhalefet temsilcileri, Atatürk Anıtı’nın bu şekilde kaldırılmasını kabul edilemez olarak değerlendirerek görevlilere itiraz etti.

CHP İlçe Başkanı Gökhan Orhan, alanda yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

Gece yarısı adeta gizli bir operasyonla Atatürk Anıtı’nı kaldırmaya çalıştılar. Aracı yükleyip götürmek üzereyken müdahale ettik. Bu uygulamaya izin vermeyeceğiz. Bu kentin simgesi olan anıtı böyle kaçırmaya kimsenin hakkı yok. Tüm Cumhuriyet sevdalılarını bu alana bekliyoruz, gerekirse günlerce nöbet tutacağız.”

Belediye Meclisi'nde de Gerginlik Yaşanmıştı


Atatürk Anıtı’nın yerinden kaldırılması, Gebze Belediye Meclisi’nin Ocak 2026 toplantısında da gündeme gelmiş ve sert tartışmalara yol açmıştı.

Gebze Belediye Başkanı Zinnur Büyükgöz, mecliste yaptığı açıklamada anıtın taşınmasının zorunlu olduğunu savunarak şu ifadeleri kullanmıştı:

•Cumhuriyet değerlerine bağlılığım tartışma konusu olamaz.

•Anıtın konumunun alt kısmında Kuyumcular Çarşısı bulunduğunu, metro çıkışıyla birlikte projede ciddi altyapı çalışmalarının yapılacağını belirttim.

•Bu düzenleme sırasında anıtın yerinde kalmasının teknik olarak mümkün olmadığını ilgili kurumlara da anlattım.

•Atatürkçü Düşünce Derneği temsilcileri, CHP İlçe Başkanı ve milletvekillerine durumu aktardım.

•Anıt, Millet Bahçesi gibi görünmez bir alana değil; yeni Kaymakamlık binasının önünde oluşturulan tören alanına taşınıyor.

•Depoya kaldırılmıyor, resmi tören alanına yerleştiriliyor.

•Tüm işlemler resmi usullere uygun şekilde yapıldı.

Başkan Büyükgöz, projenin hem metro hatları hem de yer altı çarşısı nedeniyle zorunlu olduğunu vurgulayarak eleştirileri reddetmişti.

Kentte Tartışma Devam Ediyor


Anıtın gece yarısı taşınması, planlama sürecinin yeterince şeffaf olmadığı iddiasıyla eleştirilirken, belediyenin “zorunluluk” açıklaması kamuoyundaki tartışmayı durdurmaya yetmedi. İlk açıklamalara göre anıt, inşaat süreci boyunca yeni Kaymakamlık binası önünde bulunacak.

Kentteki siyasi partiler ve vatandaşlar, gelişmeleri yakından takip ediyor.

SON SÖZ 


20 küsür yıldır Atatürk'ü silmeye çalışıyorsunuz; başaramadınız, bundan sonra da başaramayacaksınız.

7 Ocak 2026 Çarşamba

CHP Listelerinden Meclis’e Giren Üç Vekil Daha AKP’ye Geçti: Transfer Trafiği 2026’da da Sürüyor




14 Mayıs 2023 Genel Seçimlerinde “Millet İttifakı” çatısı altında CHP listelerinden Meclis’e giren üç milletvekili daha bugün AKP’ye katıldı. Böylece CHP listelerinden seçilen ve ittifak kapsamında Meclis’e giren 39 milletvekilinden yaklaşık üçte biri, farklı partilere geçerek siyasi tercihini değiştirmiş oldu.


Ankara Kulislerinde Konuşulan Üç Transfer Resmileşti


Son iki yılda sık sık gündeme gelen vekil geçişlerine, 2026’nın ilk günlerinde üç yeni isim daha eklendi. Kulislerde uzun süredir konuşulan transferler bugün resmen duyuruldu.

CHP’den Mersin Milletvekili olarak seçilen Hasan Ufuk Çakır, partisinden istifa ederek AKP’ye geçti. Çakır’ın rozetini bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın takması bekleniyor.

CHP listelerinden Meclis’e giren DEVA Partisi kontenjanı Kahramanmaraş Milletvekili İrfan Karatutlu da partisinden ayrılarak AKP saflarına geçtiğini açıkladı.

Bir diğer isim ise Gelecek Partisi kurucularından, İstanbul Milletvekili İsa Mesih Şahin oldu. Şahin, bugün itibarıyla AKP grubuna dahil edilen üçüncü vekil olarak kayıtlara geçti.

2024 ve 2025’teki Geçişler: Yıllar İçinde Artan Hareketlilik


2023 seçimlerinin ardından başlayan “vekil hareketliliği”, özellikle 2024 ve 2025 yıllarında hız kazanmıştı.

Bu süreçte ilk dikkat çeken ayrılık, CHP’nin İstanbul 1. Bölge listesinden seçilen İYİ Partili Ahmet Ersagun Yücel oldu. Yücel, 22 Temmuz 2024’te istifa edip 14 Ağustos 2024’te AKP’ye geçti.

Gelecek Partisi Ankara Milletvekili Mustafa Nedim Yamalı, 24 Aralık 2024’te partisinden ayrılıp ertesi gün AKP rozetini taktı.

Gelecek Partisi kurucularından, anayasa hukukçusu Serkan Özbudun ise Şubat 2025’te AKP’ye katıldı.

Gelecek Partisi Konya Milletvekili Hasan Ekici, 14 Mayıs 2025’te AKP’ye geçen bir başka isimdi.

CHP’ye Katılanlar da Oldu


Bu süreçte muhalefet partilerinden CHP’ye doğru da geçişler yaşandı. Demokrat Parti’den Cemal Enginyurt ve Salih Uzun, DEVA Partisi’nden Selma Aliye Kavaf, Evrim Rızvanoğlu ve Seda Kaya Ösen CHP’ye katılan isimler arasında yer aldı.

Bağımsız Vekiller AKP’nin Radarında


AKP’nin hedefinde ayrıca partisinden istifa ederek bağımsız kalan milletvekilleri bulunuyor.

İYİ Parti’den istifa eden Koray Aydın, CHP’den ayrılan Ediz Ün, DEVA’dan ayrılan Mustafa Yeneroğlu ve Burak Dalgın, ayrıca Gelecek Partisi’nden ayrılan Selim Temurci bağımsız olarak görev yapmaya devam ediyor.

Kulis bilgilerine göre AKP, Meclis’teki sandalye sayısını artırmak amacıyla bağımsız vekillerle de temaslarını sürdürüyor.

Genel Değerlendirme


Bu son geçişlerle birlikte, CHP listelerinden seçilen 39 milletvekilinden yaklaşık üçte biri farklı partilere geçmiş veya bağımsız kalmış durumda. Özellikle DEVA ve Gelecek Partisi kökenli milletvekillerinde ciddi bir çözülme yaşandığı dikkat çekiyor.

4 Ocak 2026 Pazar

HTŞ–SDG Görüşmeleri Çıkmaza Girdi: 10 Mart Mutabakatında İlerleme Sağlanamadı


Suriye’de Beşşar Esad yönetiminin yerine getirilen HTŞ hükümeti ile SDG arasında yapılan görüşmelerin, 10 Mart mutabakatını ilerletecek somut bir sonuç üretmediği bildirildi. Taraflar yeni toplantılar düzenleme konusunda anlaştı ancak masada anlaşma sağlanamadı.

Suriye devlet televizyonu El-İhbariyye’ye konuşan HTŞ hükümetine yakın bir kaynak, terör örgütü PKK’nın çatı yapılanması SDG ile gerçekleştirilen temasların “beklenen ilerlemeyi sağlamadığını” söyledi. Kaynak, görüşmelerin 10 Mart mutabakatının uygulanmasına hız kazandırmadığını vurguladı.

Toplantılara SDG’nin sözde komutanlarından Mazlum Abdi (Ferhat Abdi Şahin) de katıldı.

HTŞ tarafına yakın bir başka yetkili de görüşmeleri doğrulayarak, herhangi bir anlaşmaya varılmadığını belirtti. Kaynak,
“SDG gerekli esnekliği göstermedi. Görüşmelerin devam etmesi için yeni toplantılar planlanıyor.” ifadelerini kullandı.

Tarafların ilerleyen süreçte yeniden bir araya gelmesi bekleniyor.

3 Ocak 2026 Cumartesi

ABD Venezuela'ya Saldırdı


ABD, Venezuela’nın Karakas, Miranda, Aragua ve La Guaira bölgelerine geniş çaplı bir saldırı düzenledi. ABD Başkanı Donald Trump, Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun “başarıyla yakalandığını” duyurarak operasyonun ABD kolluk kuvvetleriyle işbirliği içinde yürütüldüğünü açıkladı.

Saldırıların başlamasıyla birlikte başkent Karakas’ta uçak sesleri, patlamalar ve yoğun duman görüldü. Çok sayıda mahallede halk panikle sokaklara çıktı. Kent genelinde alçaktan uçan uçakların yarattığı korku sürerken, Fuerte Tiuna Askerî Üssü’nün bulunduğu güney kesimde elektrik kesintisi yaşandı.

Venezuela hükümeti, saldırılardan ABD’yi sorumlu tuttu ve Maduro’nun imzaladığı kararname ile ülke genelinde “dış müdahaleden kaynaklanan olağanüstü durum” ilan edildi. Washington yönetimi ise F-35’ler, savaş gemileri ve bir nükleer denizaltının yer aldığı askeri unsurları bölgeye sevk etti.


Trump: “Maduro ve eşi yakalandı, ülke dışına çıkarıldı”

Trump, Truth Social üzerinden yaptığı açıklamada, operasyonun ABD tarafından gerçekleştirildiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“ABD, Venezuela’ya büyük çaplı bir saldırı düzenlemiş ve Maduro ile eşi yakalanarak ülke dışına çıkarılmıştır.”

Trump, operasyonun “son derece başarılı” olduğunu savunurken ayrıntıların Florida’daki Mar-a-Lago malikanesinde düzenleyeceği basın toplantısında açıklanacağını söyledi.
CBS News’e konuşan ABD’li yetkililer ise operasyonun ABD ordusunun seçkin birliklerinden Delta Force tarafından gerçekleştirildiğini bildirdi.


Venezuela Savunma Bakanı: “Sivil alanlar bombalandı, ABD uluslararası hukuku ihlal ediyor”

Savunma Bakanı Vladimir Padrino Lopez, saldırıların başkentteki Fuerte Tiuna Üssü ile Miranda, Aragua ve La Guaira bölgelerini hedef aldığını, sivil yerleşimlerin de vurulduğunu söyledi.

Lopez, şunları dile getirdi:

•“Bu saldırılar barışı ve istikrarı tehdit ediyor.”

•“ABD’nin stratejik kaynaklarımıza yönelik aç gözlülüğü bu saldırıların sebebidir.”

•“Bizi yenemeyecekler. Ulusal savunma planlarımızı uygulayacağız.”

Bakan, uluslararası topluma ABD’nin “BM Şartı’nı açıkça ihlal eden saldırılarını” kınama çağrısı yaptı.


Ankara’dan sert tepki: “Maduro’nun yanındayız”

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Cemil Ertem, X hesabından yaptığı açıklamada:
“Venezuela halkının ve Başkan Maduro’nun yanındayız! Bu haydutluk cezasız kalmamalı.”
ifadelerini kullandı.

Venezuela’nın Ankara Büyükelçisi: “Türkiye’den resmi kınama bekliyoruz”

Venezuela’nın Ankara Büyükelçisi Freddy Eduardo Molina Gutierrez, Maduro ve eşi Cilia Flores’in kaçırıldığını, kendi rızalarıyla ülkeyi terk etmediklerini söyledi.

Büyükelçi şu açıklamalarda bulundu:

•“ABD’den yaşam kanıtı istiyoruz.”

•“Saldırılar hem sivil hem askeri bölgeleri hedef aldı.”

•“Türkiye’den resmi bir kınama bekliyoruz.”

•“Venezuela devrimi bir kişiye bağlı değildir; durdurulamaz.”

Büyükelçi, ülkenin ana limanının, havaalanlarının ve Fuerte Tiuna Üssü’nün saldırılarda zarar gördüğünü aktardı.



“Müzakere yok, devrim durmaz”

Gutierrez, ABD ile herhangi bir müzakere ihtimalini reddederek şu ifadeleri kullandı:

•“Bu saldırının ardından müzakere mümkün değildir.”

•“Petrol sektörü üzerinden pazarlık diye bir şey gündemde değil.”

•“Venezuela onurlu bir halktır. Bağımsızlığımız müzakere edilemez.”

Maduro’nun kaçırılarak devrimin durdurulamayacağını vurgulayan Gutierrez, “Devrimi sona erdirmek için tüm Venezuelalıları yok etmeleri gerekir” dedi.



Trump: “Venezuela’yı geçici olarak biz yöneteceğiz”

Trump, düzenlediği basın toplantısında Venezuela’nın geçici olarak ABD tarafından yönetileceğini açıkladı:

•“Güvenli ve doğru bir geçiş süreci tamamlanana kadar Venezuela’yı biz yöneteceğiz.”

Trump ayrıca:

•Ülkenin tüm askeri kapasitesinin etkisiz hâle getirildiğini,

•ABD’li petrol devlerinin Venezuela’ya milyarlarca dolarlık yatırım yapacağını,

•“Gerekirse daha büyük bir saldırı için hazır olduklarını”
söyledi.

Basın toplantısında ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Savunma Bakanı Pete Hegseth ve Genelkurmay Başkanı Dan Caine de yer aldı.
Operasyonun uluslararası hukuk açısından hangi yetkiyle yürütüldüğü ise hâlâ belirsizliğini koruyor.

Trump ayrıca Maduro'nun bir fotoğrafını da paylaştı:



Operasyonun Nasıl Gerçekleştiğine Dair İlk Bilgiler

ABD basınında yer alan ilk iddialara göre operasyonun gece saatlerinde özel birlikler tarafından yürütüldüğü ve Venezuela’nın başkenti Caracas çevresindeki bazı kritik noktalara hava ve kara unsurlarıyla eş zamanlı baskınlar düzenlendiği belirtiliyor.

Yerel kaynaklar, operasyon sırasında bazı bölgelerde şiddetli patlama sesleri duyulduğunu, sosyal medyada ise duman 
yükselen alanların görüntülerinin paylaşıldığını aktardı.
Resmî makamlar henüz operasyonun tüm ayrıntılarını doğrulamasa da, ABD yönetiminin “kısa sürede ve sınırlı hedeflere yönelik bir müdahale” planladığı ifade ediliyor.


Maduro’nun Yakalanmasına İlişkin İlk Bilgiler

ABD basınına ve bölgedeki yerel kaynaklara göre, Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun operasyonun ilk aşamasında hedef alınan noktalardan biri olan başkent Caracas çevresindeki güvenli bir bölgede yakalandığı iddia ediliyor.

İddialara göre operasyon, gece yarısından hemen sonra özel kuvvet unsurlarının bölgeye sızmasıyla başladı. Bu birliklerin, Maduro’nun bulunduğu düşünülen alanı kısa süreli bir çatışmanın ardından kontrol altına aldığı belirtiliyor. Operasyonun, hava desteğiyle eş zamanlı olarak yürütüldüğü ve bölgeye inen ekiplerin Maduro ile First Lady Cilia Flores’i sağ olarak alıp hızlı bir şekilde bölgeden çıkardığı ifade ediliyor.

Resmî makamlar henüz operasyonun tüm safhalarını doğrulamasa da, ABD’nin “çok katmanlı, kısa süreli ve yüksek hassasiyetli” bir plan uyguladığı belirtiliyor. Venezuela tarafı ise Maduro’nun kendi iradesiyle ayrılmadığını, zorla kaçırıldığını savunuyor ve “derhal yaşam kanıtı” talep ediyor.

Keçiören’de Taşlar Yeniden Diziliyor: Özarslan Hamlesi Ankara’yı Karıştırdı

Ankara siyasetinde uzun süredir görülmeyen ölçekte bir hareketlilik yaşanıyor. Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’ın CHP’d...